2014 yılının son günlerini yaşıyoruz. Yeni bir yıl gelecek. Ne fark edecek? Sen değişmedikten sonra, her şeyi aynı düşünüp, aynı algıladığın ve aynı davrandığın sürece, yeni yıl sana farklı ne getirebilir?
Bunca koşuşturma, yorgunluk, yoğunluk, mücadelenin ardında ne arıyorsun? Gerçekten neye ihtiyacın var? Kendi içine dönmek neden seni bu kadar korkutuyor? Yeni yılın sana getireceklerini beklemekten vazgeç. Kendini dinle, kendinle kal, kendin ol! O zaman yeni bir yıl gelecek hayatına
30 Aralık 2014 Salı
Mutlu Yıllar
Yeni yıla girmeye tam on dakika kalmışken, hafızanızı yitirmiş olduğunuzu hayal edin.
Geçmişin tozlu rafları bomboş; biriktirdiğiniz hayal kırıklıkları, kapanmamış yaralarınız, öfkeleriniz, korkularınız, yargılarınız, kalıplarınız, sınırlarınız, düşünceleriniz... sizi tanımladığına inandığınız her şey sizi terk edip gitmiş. Zihninizde kimim ben sorusu ile, sonsuz, zamansız bir ‘’şimdi’’de öylece oturup kaldınız.
Bugüne kadar özenle yaratıp, parlattığınız; korkularınızla, acılarınızla, sınırlarınızla beslenen ''kimliğiniz'' yok olmuş. Planlarınız, hedefleriniz, hırslarınız, savaşlarınız, hayalleriniz, beklentileriniz olmadan siz neye benziyorsunuz bilemiyorsunuz, dünyayı nasıl algılayacaksınız şimdi? Nasıl görünecek yaşamınız size? Bedeninizin içinde oturup dış dünyayı gözlemliyorsunuz.Geçmişten, gelecekten, yarattığınız tüm kimliklerden sıyrılmış olarak şimdiki zamanda oturuyor ve yeni yılın gelmesini bekliyorsunuz,
10, 9, 8… 3, 2, 1.
Sonsuz, zamansız bir ''şimdi'' de yepyeni bir yıl olsun!
Geçmişin tozlu rafları bomboş; biriktirdiğiniz hayal kırıklıkları, kapanmamış yaralarınız, öfkeleriniz, korkularınız, yargılarınız, kalıplarınız, sınırlarınız, düşünceleriniz... sizi tanımladığına inandığınız her şey sizi terk edip gitmiş. Zihninizde kimim ben sorusu ile, sonsuz, zamansız bir ‘’şimdi’’de öylece oturup kaldınız.
Bugüne kadar özenle yaratıp, parlattığınız; korkularınızla, acılarınızla, sınırlarınızla beslenen ''kimliğiniz'' yok olmuş. Planlarınız, hedefleriniz, hırslarınız, savaşlarınız, hayalleriniz, beklentileriniz olmadan siz neye benziyorsunuz bilemiyorsunuz, dünyayı nasıl algılayacaksınız şimdi? Nasıl görünecek yaşamınız size? Bedeninizin içinde oturup dış dünyayı gözlemliyorsunuz.Geçmişten, gelecekten, yarattığınız tüm kimliklerden sıyrılmış olarak şimdiki zamanda oturuyor ve yeni yılın gelmesini bekliyorsunuz,
10, 9, 8… 3, 2, 1.
Sonsuz, zamansız bir ''şimdi'' de yepyeni bir yıl olsun!
25 Aralık 2014 Perşembe
Yüzleşmek
Terk edilmekten, yalnız kalmaktan çok korkuyorum.
Terk edilirsen ne olur? Yalnız kalmak ne ifade ediyor senin için?
Elbette hayat devam eder, biliyorum yaşamaya devam ederim. Daha önce olduğu gibi yine ayağa kalkarım, güçlüyüm ben. Ölmem ya sonunda… Gülümsüyor.
Zihni konuşuyor. Zihni mantıklı açıklamalar yapıyor. Olması gerekeni anlatıyor bize. Bu sözler korkusunu hafifletmiyordu elbette.
Terk edilmek sana neler hissettiriyor?
Sevilmemek, çaresizlik, öfke, yarım kalmışlık… çok büyük bir acı, acı çekmek istemiyorum daha fazla.
Sevilmediğini hissettiğinde yaşadığın duyguları anlatır mısın bana?
Sevilmeyi hak etmiyorum belki de. Çocukluğumdan beri hep sevgisizlik, yalnızlık hissettim. Ailem tarafından sevilmek için hep yetersiz olduğumu düşündüm. Kendimi sevdirmeye çabaladım sürekli. Çocukluğumu düşündüğümde hep yalnız bir odada ağlarken görüyorum kendimi. Ve şimdi o yalnızlığı yeniden yaşamaktan korkuyorum. Sevgilimin davranışlarını sorguluyorum sürekli. Beni özledi mi, beni seviyor mu, benimle ilgileniyor mu, yoksa ilgisi eskisi gibi değil mi? Beni bırakıp gidecek diye endişe ettikçe ona daha çok yapışıyorum ve berbat göründüğümü fark etsem de engel olamıyorum kendime. Hep benimle olsun, sadece bana zaman ayırsın istiyorum. Benim dışımda keyif aldığı her şeyi tehdit olarak görüyorum. Bu beni öfkelendiriyor. Aciz hissediyorum o zaman kendimi. Çaresizlik ve korkular da hırçınlaştırıyor beni. O zaman ona saldırıp, canını yakmak istiyorum. Çünkü benim içimde bir yer hep acıyor.
Kendini çocukken ağlarken gördüğün odaya gider misin şimdi? Orada ağlayan küçük çocuğun yanına otur şimdi. Onu izle. Şimdi sen yetişkinsin. Lütfen ağlayan o çocukla konuş. Ona neler söylemek istiyorsun?
Ona sarılıyorum. Lütfen ağlama, ben yanındayım. Biz birlikteyiz. Seni her zaman koruyacağım. Sana çok iyi bakacağım. Acını anlıyorum. Seni çok seviyorum. O zaman sevilmediğini, seninle yeterince ilgilenilmediğini düşündün. Yalnızlık, çaresizlik hissettin. Oysa şimdi seni en çok seven ben varım, arkadaşların var, ailen de seni seviyor biliyorsun. O günler geride kaldı artık. Artık yetişkin olarak kurduğum ilişkilerime lütfen karışma, bozmaya çalışma ilişkilerimi. İzin ver ben kendim için en iyisini bulayım.
Şimdi ne hissediyorsun? Artık ilişkilerinde bir yetişkin olarak kendini konumlandırmaya, tüm duygu birikimlerini geride bırakıp, her şeyden bağımsız olarak durumları değerlendirmeye ve kendin için en uygun çözümleri bulmaya hazır mısın?
Terk edilirsen ne olur? Yalnız kalmak ne ifade ediyor senin için?
Elbette hayat devam eder, biliyorum yaşamaya devam ederim. Daha önce olduğu gibi yine ayağa kalkarım, güçlüyüm ben. Ölmem ya sonunda… Gülümsüyor.
Zihni konuşuyor. Zihni mantıklı açıklamalar yapıyor. Olması gerekeni anlatıyor bize. Bu sözler korkusunu hafifletmiyordu elbette.
Terk edilmek sana neler hissettiriyor?
Sevilmemek, çaresizlik, öfke, yarım kalmışlık… çok büyük bir acı, acı çekmek istemiyorum daha fazla.
Sevilmediğini hissettiğinde yaşadığın duyguları anlatır mısın bana?
Sevilmeyi hak etmiyorum belki de. Çocukluğumdan beri hep sevgisizlik, yalnızlık hissettim. Ailem tarafından sevilmek için hep yetersiz olduğumu düşündüm. Kendimi sevdirmeye çabaladım sürekli. Çocukluğumu düşündüğümde hep yalnız bir odada ağlarken görüyorum kendimi. Ve şimdi o yalnızlığı yeniden yaşamaktan korkuyorum. Sevgilimin davranışlarını sorguluyorum sürekli. Beni özledi mi, beni seviyor mu, benimle ilgileniyor mu, yoksa ilgisi eskisi gibi değil mi? Beni bırakıp gidecek diye endişe ettikçe ona daha çok yapışıyorum ve berbat göründüğümü fark etsem de engel olamıyorum kendime. Hep benimle olsun, sadece bana zaman ayırsın istiyorum. Benim dışımda keyif aldığı her şeyi tehdit olarak görüyorum. Bu beni öfkelendiriyor. Aciz hissediyorum o zaman kendimi. Çaresizlik ve korkular da hırçınlaştırıyor beni. O zaman ona saldırıp, canını yakmak istiyorum. Çünkü benim içimde bir yer hep acıyor.
Kendini çocukken ağlarken gördüğün odaya gider misin şimdi? Orada ağlayan küçük çocuğun yanına otur şimdi. Onu izle. Şimdi sen yetişkinsin. Lütfen ağlayan o çocukla konuş. Ona neler söylemek istiyorsun?
Ona sarılıyorum. Lütfen ağlama, ben yanındayım. Biz birlikteyiz. Seni her zaman koruyacağım. Sana çok iyi bakacağım. Acını anlıyorum. Seni çok seviyorum. O zaman sevilmediğini, seninle yeterince ilgilenilmediğini düşündün. Yalnızlık, çaresizlik hissettin. Oysa şimdi seni en çok seven ben varım, arkadaşların var, ailen de seni seviyor biliyorsun. O günler geride kaldı artık. Artık yetişkin olarak kurduğum ilişkilerime lütfen karışma, bozmaya çalışma ilişkilerimi. İzin ver ben kendim için en iyisini bulayım.
Şimdi ne hissediyorsun? Artık ilişkilerinde bir yetişkin olarak kendini konumlandırmaya, tüm duygu birikimlerini geride bırakıp, her şeyden bağımsız olarak durumları değerlendirmeye ve kendin için en uygun çözümleri bulmaya hazır mısın?
2014'e Veda
Bende nasıl bir tat bıraktığını anlatarak veda etmek istiyorum 2014 yılına…
2014 yılı hayatımın en güzel, en keyifli geçen yılı oldu. İhtiyacımın dinginlik olduğunu fark ettiğimde bana artık iyi gelmeyen, beni mutsuz eden, agresif hale getiren işimden ayrıldım. Dinlenmek istedim. Keyifli yürüyüşler yaptım. Koskoca bir günün tadını çıkardım, ilkbaharın coşkusunu yaşadım. Yazılar yazdım. Koçluk seansları ile yeni insanlarla tanışıp, yepyeni dünyalar keşfettim. Bilmediğim sokaklarında yürüyüp, görmek istediğim şehirlerin yaşamlarını, kültürlerini içime çektim. Yeni yerler gördükçe; öğrendim, büyüdüm, esnedim, geliştim. Başka yaşamlara seyahatler için yeni planlar yaptım. Ucuz biletler kovaladım. Gördüm ki çok para gerekmiyor mutlu olmak için, huzurlu bir gülümseme için…
Beni en iyi tanımlayanın öğrenmek ve öğrendiklerini başka insanlarla paylaşarak, onların hayatlarında ufacık bir fark yaratabilme isteği olduğunu keşfettim. Kendimi sürekli geliştirmek ve başkalarına daha da faydalı olabilmek için eğitimler aldım. Kendimi dinlemeyi, meditasyon yapmayı, zihnimi susturmayı öğrendim. Gördüğüm dünyamın, benim algım olduğunun, sınırları benim koyduğumun, aslında tüm tanımlamalardan bağımsız bir ben olduğunun farkındalığı; bana, daha yolun başında olduğumu ve önümde uzun, keyifli bir yol olduğunu gösterdi. Kişisel gelişim, vazgeçilmezlerim listesinde yerini aldı.
Tam da olduğum halimin kusursuz olduğuna inandım. Kendimi olduğum gibi sevmenin, ‘’şimdi ve burada’’ olmanın mucizelerini keşfettim. Kendimi sevdikçe, kendimi onayladıkça daha çok sevildim. Korkularımdan kurtuldum. Kendim oldum ve daha derin, daha özgür ilişkiler yaşadım. İç huzurum, dengem hep benimleydi. Sahip olduğum her şey için şükrettim ve bu güzellikler yüzümü gülümsetti. Hayatın bana getirdikleriyle savaşmayı bıraktım. Her şeyi olduğu gibi görüp, kabul etmeyi öğrendim. Böylece daha esnek, daha özgür ve daha güvenli oldum.
Yargılamayı bıraktım önce kendimi, sonra her şeyi, herkesi. Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyledir deyip yoluma devam ettim.
Sadece yolda olmanın tadını çıkardım. Her şeyin gelip geçici olduğunu, her şeyin her an değiştiğini öğrendim. Yaşadığım iyi ve kötü her şey yaşamdı..
Geçmiş ve gelecekten bağımsız sahip olduğum en değerli anın ‘’şimdi’’ olduğunun bilincinde sevgiyle, şefkatle devam edeceğim yaşam yolculuğuma.
2014 yılı hayatımın en güzel, en keyifli geçen yılı oldu. İhtiyacımın dinginlik olduğunu fark ettiğimde bana artık iyi gelmeyen, beni mutsuz eden, agresif hale getiren işimden ayrıldım. Dinlenmek istedim. Keyifli yürüyüşler yaptım. Koskoca bir günün tadını çıkardım, ilkbaharın coşkusunu yaşadım. Yazılar yazdım. Koçluk seansları ile yeni insanlarla tanışıp, yepyeni dünyalar keşfettim. Bilmediğim sokaklarında yürüyüp, görmek istediğim şehirlerin yaşamlarını, kültürlerini içime çektim. Yeni yerler gördükçe; öğrendim, büyüdüm, esnedim, geliştim. Başka yaşamlara seyahatler için yeni planlar yaptım. Ucuz biletler kovaladım. Gördüm ki çok para gerekmiyor mutlu olmak için, huzurlu bir gülümseme için…
Beni en iyi tanımlayanın öğrenmek ve öğrendiklerini başka insanlarla paylaşarak, onların hayatlarında ufacık bir fark yaratabilme isteği olduğunu keşfettim. Kendimi sürekli geliştirmek ve başkalarına daha da faydalı olabilmek için eğitimler aldım. Kendimi dinlemeyi, meditasyon yapmayı, zihnimi susturmayı öğrendim. Gördüğüm dünyamın, benim algım olduğunun, sınırları benim koyduğumun, aslında tüm tanımlamalardan bağımsız bir ben olduğunun farkındalığı; bana, daha yolun başında olduğumu ve önümde uzun, keyifli bir yol olduğunu gösterdi. Kişisel gelişim, vazgeçilmezlerim listesinde yerini aldı.
Tam da olduğum halimin kusursuz olduğuna inandım. Kendimi olduğum gibi sevmenin, ‘’şimdi ve burada’’ olmanın mucizelerini keşfettim. Kendimi sevdikçe, kendimi onayladıkça daha çok sevildim. Korkularımdan kurtuldum. Kendim oldum ve daha derin, daha özgür ilişkiler yaşadım. İç huzurum, dengem hep benimleydi. Sahip olduğum her şey için şükrettim ve bu güzellikler yüzümü gülümsetti. Hayatın bana getirdikleriyle savaşmayı bıraktım. Her şeyi olduğu gibi görüp, kabul etmeyi öğrendim. Böylece daha esnek, daha özgür ve daha güvenli oldum.
Yargılamayı bıraktım önce kendimi, sonra her şeyi, herkesi. Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyledir deyip yoluma devam ettim.
Sadece yolda olmanın tadını çıkardım. Her şeyin gelip geçici olduğunu, her şeyin her an değiştiğini öğrendim. Yaşadığım iyi ve kötü her şey yaşamdı..
Geçmiş ve gelecekten bağımsız sahip olduğum en değerli anın ‘’şimdi’’ olduğunun bilincinde sevgiyle, şefkatle devam edeceğim yaşam yolculuğuma.
24 Aralık 2014 Çarşamba
Yeni Yıl
Bu yıl da her yıl olduğu gibi yeni yıldan harika şeyler bekliyorsunuz. Beklediğiniz sevgili çıkıp gelecek belki, harika bir iş teklifi alacaksınız ya da maaşınıza zam gelecek, hep hayal ettiğiniz araba, ev sizin olacak 2015’te. Büyük ikramiye size çıkacak bu yeni yılda. Hayalleriniz var gerçekleştirmek istediğiniz, hep doğru zaman geldiğinde atmayı planladığınız, sürekli ertelediğiniz adımlarınız var. 2015 yepyeni bir yıl ve siz bu yeni yılın size yeni bir yaşam getirirken, sizdeki tüm sıkıntıları, dertleri, sorunları da alıp götürmesini bekliyorsunuz öyle mi?
Geçmişteki yaşanmışlıkların korkularını, pişmanlıklarını, öfkelerini biriktirirken bugün, gelecek yarınların bizi tüm bunlardan kurtaracağına dair umutlar besliyoruz. Yarın her şey farklı olacak. 2015 bize arzu ettiğimiz her şeyi sunacak. Dilerim 2015 tüm dünyaya güzellikler getirir...
Dileklerimizin gerçekleşmesi için bizim değişimi istememiz ve bunun için önce kendimizi olduğumuz gibi görüp, kabul edip sonra da ruhumuzun gerçek ihtiyaçlarını belirlememiz gerekiyor. Daha iyi bir iş, daha güzel bir araba gibi maddi ihtiyaçlarımızın karşılanması bize sadece kısa süreli, geçici mutluluklar verir. Bizim şimdi ve burada olmaya, zihnimizin yarattığı korkulardan, yargılardan, sınırlardan kurtulmaya ihtiyacımız var.
Siz geçmişte yaşamaya devam ettiğiniz sürece, her şeyi aynı yapmaya devam ettiğiniz sürece ve aynı gözlerle dünyayı algılamaya devam ettiğinizde; tarihler değişecek sadece, birbirinin aynı günler, haftalar, aylar ve yıllar yaşamaya devam edeceksiniz. Yeni yıl siz değiştiğinizde, farkında olduğunuzda, kendinizi dinlediğinizde gelecek!
Geçmişteki yaşanmışlıkların korkularını, pişmanlıklarını, öfkelerini biriktirirken bugün, gelecek yarınların bizi tüm bunlardan kurtaracağına dair umutlar besliyoruz. Yarın her şey farklı olacak. 2015 bize arzu ettiğimiz her şeyi sunacak. Dilerim 2015 tüm dünyaya güzellikler getirir...
Dileklerimizin gerçekleşmesi için bizim değişimi istememiz ve bunun için önce kendimizi olduğumuz gibi görüp, kabul edip sonra da ruhumuzun gerçek ihtiyaçlarını belirlememiz gerekiyor. Daha iyi bir iş, daha güzel bir araba gibi maddi ihtiyaçlarımızın karşılanması bize sadece kısa süreli, geçici mutluluklar verir. Bizim şimdi ve burada olmaya, zihnimizin yarattığı korkulardan, yargılardan, sınırlardan kurtulmaya ihtiyacımız var.
Siz geçmişte yaşamaya devam ettiğiniz sürece, her şeyi aynı yapmaya devam ettiğiniz sürece ve aynı gözlerle dünyayı algılamaya devam ettiğinizde; tarihler değişecek sadece, birbirinin aynı günler, haftalar, aylar ve yıllar yaşamaya devam edeceksiniz. Yeni yıl siz değiştiğinizde, farkında olduğunuzda, kendinizi dinlediğinizde gelecek!
Etiketler:
2015,
değişim,
gelişim,
ihtiyaçlar,
yeni yıl
Sınırlar
Küçücük bir çocukken sevilmek, onay görmek, beğenilmek, ödüllendirilmek gibi ihtiyaçlarla sınırlar koymaya başlarız kendimize. Doğduğumuz toplum, büyüdüğümüz aile, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz her birinin etkisi ile bilinçsizce oluştururuz sınırlarımızı. Etrafımız tarafından onay görmeyen davranışlarımızı, düşüncelerimizi yok sayarak, kendimizi sevdirmemiz gerektiğiniz öğreniriz. Koyduğumuz sınırlarla tanımlamaya başlarız kendimizi. Ailemize göre yeterince başarılı değilsek başarısız biri olduğumuza inanmaya başlarız. Çocukluğumuzda öğrendiğimiz gibi, yetişkin bir birey olduğumuz halde kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya devam edip, içimizdeki başarısızlık inancımızı desteklemeye, büyütmeye çalışırız. Yeterince sevilmediğimizi düşünüyorsak, sevgi eksikliğimizi tüm yaşamımıza yansıtır ve her ilişkimizde içimizdeki sevgi açlığına karşılık bulmaya çalışırız çaresizce. Çocukken ailemiz tarafından yeterince sevgi görmediğimize inandıysak, sevilmeyi hak etmediğimizi yaratır zihnimiz. Umutsuzca, çaresizce sevilmek için kendimiz olmayı bırakır, karşımızdaki kişilere bağımlı ilişkiler yaşamaya başlarız. Farkına bile varmadan yarattığımız sınırlar içinde bir kimlik yaratmış oluruz kendimize. Kendimizi bu sınırlar içine hapseder ve kendi kendimize koyduğumuz bu sınırların dışına çıkmanın mümkün olmadığına inanırız. Çocukken öğrendiğimiz tüm bu bilgilerle ve biriktirdiğimiz tüm duygularla yetişkin olarak yaşamaya çalışırız. Bu sınırların işe yaramadığını, öğrendiğimiz bu düşünce, inanç kalıplarının artık bize hizmet etmediğini fark edip, bu döngüyü kırmadığımız sürece, yarattığımız bu zindanda yaşamaya mecbur bırakırız kendimizi. Oysa özgürleşmek için kendimizi tüm bu kalıplardan, sınırlardan bağımsız olarak yeniden tanımlamaya ihtiyacımız var. Bir yetişkin olarak içimizdeki çocukla buluşmaya ihtiyacımız var. Oçocuğa güvende olduğunu, sevildiğini hissettirmemiz gerek. Bir yetişkin olarak içimizdeki çocuğun ailesi, arkadaşı her şeyi olmalı ve onun yaralarını sarmalıyız. O zaman sadece kendiniz olacaksınız ve bunun harika olduğunu keşfedeceksiniz.
28 Kasım 2014 Cuma
Şimdide Hayat
‘’Şimdi’’ ye kısacık ziyaretler yapıyorum gün içinde. Yaşamın
kalbinde olmak diye tanımlarım şimdiyi, sakince ve yavaşça akan bir müzik sesi
sanki kulaklarımda, kadifemsi, şifalı bir dokunuş sanki ruhumda. Zaman şimdide çok
yavaş, çok dingin akıyor ve tüm zamanlar iç içe geçmiş gibi sonsuz, sanki zamansız bir zaman dilimindeyim. Şimdinin orta
yerinde duruyorum. Tüm kimliklerimden, zihnimin sesinden, sınırlarımdan ve yaşama
dair tüm tanımlamalarımdan sıyrılmış, sadece, ben oluyorum. Düşüncelerimi,
duygularımı, yaşanmışlıklarımı, yaşayamadıklarımı, düne ait anılarımı, yarına
ait beklentilerimi bırakıp geldim şimdiye. Zamanın, evrenin tam kalbinde, yaşamla
yeniden tanışmanın coşkusunu hissediyorum. Şimdinin gücünü keşfediyorum.
26 Kasım 2014 Çarşamba
Şimdi ve Burada
Yolda yürürken etrafımdaki her şeyi ilk kez görüyor gibi bakmayı denemeye karar verdim.
Yağmur altında ağaçlar ne kadar güzel yemyeşil duruyorlar, araba ne kadar parlak bir kırmızı, kaldırım taşlarının şekilleri, pembe gülün kokusuna, arabamotorunun çıkardığı ses, ambulansların çığlıklarına karışırken, zihnim gördüğü, duyduğu her şeyle başka zamanlara gitmek için kaçıyor şimdiki zamandan. Geçmişten bir anının içinden çekip alıyorum kendimi ve kaldırım taşlarını izlemeye koyuluyorum tekrar. Kuş seslerini seçiyorum trafiğin gürültüsü arasından güçlükle. Zihnim yürüyüş bittiğinde güzel bir kahve eşliğinde, battaniyenin altında sıcacık kitap okumak istediğini söylerken bana, kendimi bu tatlı gelecek hayalinden kurtarıp yeniden nefes aldığım, sahip olduğum tek gerçek zamana ‘’şimdiye’’ gelip, kulaklarımda rüzgarın uğultusunu duyarken, yaprakların rüzgarla salınışını izliyorum. Sanki zaman şimdi çok yavaş akmaya başladı. Şimdi tüm zamanlar iç içe geçmiş gibi, geçmiş ve gelecekten arınmış, hafiflemiş, özgür hissediyorum kendimi. Çok yavaş her şey, zihnimin sesi sustu, huzur, sessizlik ve sadece ŞİMDİ’nin mucizesini yaşıyorum.
Geçmiş ve gelecek biz düşündüğümüzde var olur. Düşünmeyi bıraktığımız zaman, şimdiki zamanda yaşamayı başardığımızda ise yok olur. Eckhart Tolle’nin söylediği gibi geçmiş ve gelecek bir illüzyondur. Gerçek olan, sahip olduğumuz tek zaman şimdiki zamandır.
Geçmiş zaman pişmanlıklar, öfkeler getirir size. Gelecek zaman ise kaygılar, endişeler. Oysa her şey şimdiki zamanda yaşanır. Geçmişte yaşadığınız bir durumu şimdi düşünüp, onu tekrar canlandırırsınız. Siz düşünmeyi bıraktığınızda ise silinip gider.
Gelecek zamanı şimdi düşünüp endişeler, korkular üretirsiniz.
Yaşam şimdidir. Buradadır.
Bugün şimdi ve burada olmayı deneyin siz de. Bakın neler fark edeceksiniz?
Eğer şimdi değilse ne zaman?
Yağmur altında ağaçlar ne kadar güzel yemyeşil duruyorlar, araba ne kadar parlak bir kırmızı, kaldırım taşlarının şekilleri, pembe gülün kokusuna, arabamotorunun çıkardığı ses, ambulansların çığlıklarına karışırken, zihnim gördüğü, duyduğu her şeyle başka zamanlara gitmek için kaçıyor şimdiki zamandan. Geçmişten bir anının içinden çekip alıyorum kendimi ve kaldırım taşlarını izlemeye koyuluyorum tekrar. Kuş seslerini seçiyorum trafiğin gürültüsü arasından güçlükle. Zihnim yürüyüş bittiğinde güzel bir kahve eşliğinde, battaniyenin altında sıcacık kitap okumak istediğini söylerken bana, kendimi bu tatlı gelecek hayalinden kurtarıp yeniden nefes aldığım, sahip olduğum tek gerçek zamana ‘’şimdiye’’ gelip, kulaklarımda rüzgarın uğultusunu duyarken, yaprakların rüzgarla salınışını izliyorum. Sanki zaman şimdi çok yavaş akmaya başladı. Şimdi tüm zamanlar iç içe geçmiş gibi, geçmiş ve gelecekten arınmış, hafiflemiş, özgür hissediyorum kendimi. Çok yavaş her şey, zihnimin sesi sustu, huzur, sessizlik ve sadece ŞİMDİ’nin mucizesini yaşıyorum.
Geçmiş ve gelecek biz düşündüğümüzde var olur. Düşünmeyi bıraktığımız zaman, şimdiki zamanda yaşamayı başardığımızda ise yok olur. Eckhart Tolle’nin söylediği gibi geçmiş ve gelecek bir illüzyondur. Gerçek olan, sahip olduğumuz tek zaman şimdiki zamandır.
Geçmiş zaman pişmanlıklar, öfkeler getirir size. Gelecek zaman ise kaygılar, endişeler. Oysa her şey şimdiki zamanda yaşanır. Geçmişte yaşadığınız bir durumu şimdi düşünüp, onu tekrar canlandırırsınız. Siz düşünmeyi bıraktığınızda ise silinip gider.
Gelecek zamanı şimdi düşünüp endişeler, korkular üretirsiniz.
Yaşam şimdidir. Buradadır.
Bugün şimdi ve burada olmayı deneyin siz de. Bakın neler fark edeceksiniz?
Eğer şimdi değilse ne zaman?
25 Kasım 2014 Salı
Bırakmak
Duygularımızı, düşüncelerimizi sahipleniyoruz. Duygu ve düşüncelerin bizim algımızın ürünü olduğunu, farklı hissetmenin ya da düşünmenin elimizde olduğunu unutuyoruz çoğu zaman. Bir duyguya, düşünceye saplanıp kalıyoruz. Mutsuzluk, öfke, pişmanlık, kaygı gibi duyguları kendi varlığımızın bir parçası haline getiriyoruz çoğu zaman. Bu duygulara, düşüncelere o kadar alışıyoruz ki yokluklarını hayal bile edemiyoruz. En kötüsü onlar olmadan kendimizi tanımlayamayacağımıza yada eksik kalacağımıza inanmaya başlıyoruz. Bu olumsuz duygu ve düşünceler arasında yaşamaya alışıyoruz. Değişmek; bizi oluşturduğuna inandığımız her şeyden vazgeçmek gibi geliyor. Değişmeyi istemiyoruz, değişmekten korkuyoruz. Çünkü kendimizi başka türlü tanımlamayı bilmiyoruz artık.
Tüm bu duygu, düşünce, inanç kalıplarından bağımsız, benliğimizi keşfetmemiz gerek. Biz duygularımız, düşüncelerimiz, inançlarımız değiliz. Biz yaşamın kendisiyiz. Aldığımız nefes, gökyüzü, doğa gibi biz her şeyiz. Tüm tanımlamaları bırakıp, sadece kendiniz olmanın özgürlüğünü fark edin.
Tüm bu duygu, düşünce, inanç kalıplarından bağımsız, benliğimizi keşfetmemiz gerek. Biz duygularımız, düşüncelerimiz, inançlarımız değiliz. Biz yaşamın kendisiyiz. Aldığımız nefes, gökyüzü, doğa gibi biz her şeyiz. Tüm tanımlamaları bırakıp, sadece kendiniz olmanın özgürlüğünü fark edin.
21 Kasım 2014 Cuma
Tekrarlardan kurtulun
Bugün hayatınızda hep tekrar eden durumları, duyguları düşünün. Kendinizi hep benim başıma bunlar geliyor derken bulduğunuz durumlar neler? Yaşadıklarınızla oluşturduğunuz inanç ve düşünce kalıplarınız neler? Ben zaten hep terk edilirim, iş yerinde hep hakkımı yiyorlar, hak ettiğim sevgiyi göremiyorum... gibi. Tek tek koyduğunuz raflardan çıkarın bu düşünceler, duygular, inançlar yumağını. Genellemelerden kurtulmak, döngüyü kırmak ve farklılık yaratmak için önce tüm bu kalıpları ayrı ayrı değerlendirin ve sonra onlarla vedalaşın. Şimdi tam zamanı.
12 Kasım 2014 Çarşamba
Esaret ve Özgürlük
Yoga yaparken sakatlanacağımdan, koşarken kalp krizi geçireceğimden, dalışta tüpümdeki havanın biteceğinden, aniden yukarı fırlayacağımdan ya da denizin derinliklerinde kaybolacağımdan korkan, sokakta köpek ya da kedi saldırısına uğrayacağımdan endişe duyduğumdan hayvan sevgisini tadamamışlığın eksikliğiyle sürdürmeye çalıştığım bir hayat... Korkularım yüzünden güzel olan her şeyi nasıl da kabusa çevirdiğime inanmak çok zor değil mi?
Korkular, endişeler, kaygılar nasıl etkiliyor yaşamımızı farkında mısınız? Yarın sabah erken kalkacağımız için akşamın tadını çıkaramayız. Terk edilmekten korktuğumuz için özgürce kalbimizi açamayız. Gururumuz kıralacak endişesiyle sevgimizi söyleyemeyiz. Başarısız olmaktan korktuğumuz için adım atamayız. Yalnız kalmaktan korktuğumuz için ayrılamayız. Yeniden başlamaya cesaret edemediğimiz için yeni iş arayamayız. Yarın için endişelenmekten bugünün tadını çıkaramayız. Kendimizde bulacaklarımızdan korktuğumuzdan kendimizle yüzleşmeye cesaret edemeyip kaçarız. Korkuların esaretinde yaşamaya çalışırız.
Hadi şimdi korkulardan, kaygılardan, endişelerden kurtulmak için küçük bir adım atmaya karar verin. Derin bir nefes alın ve korkularınıza esir olmamayı, özgür olmayı seçin.
Korkular, endişeler, kaygılar nasıl etkiliyor yaşamımızı farkında mısınız? Yarın sabah erken kalkacağımız için akşamın tadını çıkaramayız. Terk edilmekten korktuğumuz için özgürce kalbimizi açamayız. Gururumuz kıralacak endişesiyle sevgimizi söyleyemeyiz. Başarısız olmaktan korktuğumuz için adım atamayız. Yalnız kalmaktan korktuğumuz için ayrılamayız. Yeniden başlamaya cesaret edemediğimiz için yeni iş arayamayız. Yarın için endişelenmekten bugünün tadını çıkaramayız. Kendimizde bulacaklarımızdan korktuğumuzdan kendimizle yüzleşmeye cesaret edemeyip kaçarız. Korkuların esaretinde yaşamaya çalışırız.
Hadi şimdi korkulardan, kaygılardan, endişelerden kurtulmak için küçük bir adım atmaya karar verin. Derin bir nefes alın ve korkularınıza esir olmamayı, özgür olmayı seçin.
Ruhunun Neye İhtiyacı Var
Ben doğada yürüyüşler yapmayı, yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. Ruhuma çok iyi geliyor. Doğa beni dinlendiriyor, yavaşlatıyor, şimdiki zamanla bir olmamı sağlıyor. Öğrenmek hayatı yakalamak gibi, bilmezsem, görmezsem eksik kalırmışım gibi. Öğrendikçe, yeni şehirler gördükçe tamamlanıyorum sanki.
Ruhunuza iyi gelen şeyi bulun. Ruhunuzun beslendiğini hissedin. Ruhunuza vitrinde gördüğünüz elbiseyi almak, arabanızı değiştirmek iyi gelmez aslından. Anlık kısacık kandırmaca mutluluklardır onlar. Sahip olursunuz, alışırsınız. Biter ve daha fazlasını istersiniz. Oysa gerçekten sizin neye ihtiyacınız var? Onu keşfedin... Sonsuz mutluluk, denge, özgürlük sizindir.
Ruhunuza iyi gelen şeyi bulun. Ruhunuzun beslendiğini hissedin. Ruhunuza vitrinde gördüğünüz elbiseyi almak, arabanızı değiştirmek iyi gelmez aslından. Anlık kısacık kandırmaca mutluluklardır onlar. Sahip olursunuz, alışırsınız. Biter ve daha fazlasını istersiniz. Oysa gerçekten sizin neye ihtiyacınız var? Onu keşfedin... Sonsuz mutluluk, denge, özgürlük sizindir.
Kendinle Buluşmak
Birini gerçekten sevebilmek ve biri tarafından sevilmek istiyordum. Sevginin benim için beklentilerden, kurallardan oluşan bir liste olduğunu fark ettiğim zaman tüm bildiklerimi, yaşadıklarımdan biriktirdiğim duyguları bir kenara bırakıp sevgiyi bugün, şimdi yeniden tanımlamam ve yeniden öğrenmem gerektiğini anladım. Bu anlayış iç dünyama açılan en önemli kapılardan biriydi. Sevgiye ait tüm fikirlerim; çocuklukta, büyüme çağında öğrendiklerimdi. Seyrettiğim romantik komedi filmlerinde ve okuduğum pembe dizi kitaplarda bulduklarımdı. Yaşadığım hayal kırıklıklarından biriktirdiğim güvensizliklerdi. Hayatımın anlamı dediğim ‘’sevgi’’ aslında derinlikten, gerçek benden bu kadar uzakken ben elbette mutlu olamıyor ve kendimi sürekli huzursuz hissediyordum. Sevgiyi yeniden tanımlamak için çıktığım bu yolculukta kendimle buluştum. Kendimle zaman geçirdim. İçimdeki tüm sesleri dinledim. O sesleri tanıdım. Seslerin hepsi benim sandım başta, sonra yavaş yavaş sesler başkalaşmaya başladılar. Bazen annemdi konuşan, beni yargılayan, eleştiren, daha iyi olmamı isteyen, beni başkalarıyla kıyaslayan… O sesin bana ait olmadığını fark ettiğimde hafiflemeye başladım. Sesi dinliyor ve onunla konuşuyordum. Yavaş yavaş o sesle uzlaşmaya başladık. O da beni anlamaya başladı, bana hak verdi. Artık eskisi gibi canımı acıtmamaya başladı. Daha memnundu şimdi benden, daha tatlı tatlı konuşuyor, beni eleştirmiyordu. Hevesle nasıl daha iyi yapabiliriz o zaman diyordu bana. Ses dönüşmüştü. İşte şimdi benim sesimdi!
Yaşadığım toplumun sesleri vardı içimde, kalabalık bir grup. Arkadaşlar, akrabalar, komşular. Gürültü yapıyorlardı. Sesleri dinledim. Çoğu bana ait değildi. Beni daha fazla baskı altına alıp, yük olmalarına izin veremezdim. Çoğu sesten tamamen kurtuldum. Beni asla yansıtmayan düşüncelerdi onlar. Bazı seslerle yine sevgiyle vedalaştık ya da uzlaştık. Şimdi daha az ses vardı zihnimde. En önemlisi konuşan iç sesim artık bana aitti. Beni yansıtıyordu. İç sesle uyum içinde oldukça daha çok sevmeye başladım kendimi. Daha çok güvende hissetmeye başladım. Beni korumaya çalıştığını bildiğim fakat artık benim iyiliğim, mutluluğum için hiç faydası olmayan o seslerden kurtuldukça daha dengeli olduğumu fark ediyordum. Denge ne güzel bir şeymiş böyle…
Kendimle kaldıkça içimdeki çocuğun sevgiye nasıl ihtiyacı olduğunu da keşfediyordum. Hep başkalarında aradığım sevgiyi aslında kendime hiç vermediğim ve bunun farkında bile olmadığım gerçeğiyle yüzleşmek hem acı vericiydi hem de umut verici. Kendimi daha iyi tanımak için ruhumda gezindim uzun bir süre. Sahip olduğum hazinem her gün biraz daha değerli hale geldi. Sonunda ruhumun ışığı yolumu aydınlatmaya başladı. İçim sevgiyle doldu. Kendimi sevmek için, kendimi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, yanlış ve doğru her şeyimle kabul ettim. Ben böyleyim, ben buyum demedim asla. Ben kendimi her gün tanıyorum, her gün değiştiriyorum ve her gün yenileniyorum dedim. Dün öyle davranmış olsam, öyle düşünmüş olsam bile bugün yeni bir gün ve yepyeni gözlerle hayata bakabilirim dedim. Mucizenin aslında içimde saklı olduğunu keşfettim.
İçimdeki çocuk artık kendini değersiz, yetersiz hissetmiyor. Değerli olmak için başarılı, zengin, güzel... olması gerekmediğini biliyor. İçimdeki çocuk kendini değerli ve güvende hissediyor. Korkmuyor ve kaygı duymuyor artık sevilmemekten ya da terk edilmekten.
Kendinizle bağlantılı olmadığınızda, kendi değerinizin bilincinde olmayıp, kendinize sevgi ve şefkat göstermediğinizde, iç seslerinizi duymazdan geldiğinizde başka birini çaresizce, öfkeyle, çok beklentilerle seversiniz. Onun verdiği sevgi size hiç yetmez. Hiç güvenemezsiniz ona. Her an sizi terk edip gidebilir, yapayalnız, çaresiz kalırsınız diye ödünüz kopar. Sizin kendinize duymadığınız sevgiyi de ondan beklersiniz çünkü. Siz kendinizi tanımıyorken onun sizi tanımasını, sizi anlamlı kılmasını istersiniz. Sevgiye açlığınız doyurulamayacak haldedir. Alıngan, kırılgan, her an tedirgin, saldırılara açık, savaş pozisyonunda beklersiniz. Bu hem sizi hem de karşınızdakini yorar. Korkularınızla, panikle konuşur, davranırsınız. Sonra özürler diler, aslında öyle demek istemediğinizi, öyle biri olmadığınızı anlatmaya çalışır, daha da ezilir ve değersizleştirirsiniz kendinizi, gözünüzde. Değersizliğinize inandığınız için çevrenizde olup biten her şeyin sizi ruhunuzdaki o sevgisizliğe götürdüğüne inanırsınız. Sevgi açlığınız sizi saldırgan ve öfkeli kılar. Kontrol edemezsiniz.
Siz kendinizi tanımak, kendi ruhunuza dokunmak için yolculuğa çıkmadığınız sürece bu döngü hep devam eder. Siz içinizde hep kocaman bir boşluk, tarif edilemez bir karanlık, huzursuzluk içinde yaşar durursunuz.
Değişim emek ister, zaman alır. Fakat her şeye değer.
Yaşadığım toplumun sesleri vardı içimde, kalabalık bir grup. Arkadaşlar, akrabalar, komşular. Gürültü yapıyorlardı. Sesleri dinledim. Çoğu bana ait değildi. Beni daha fazla baskı altına alıp, yük olmalarına izin veremezdim. Çoğu sesten tamamen kurtuldum. Beni asla yansıtmayan düşüncelerdi onlar. Bazı seslerle yine sevgiyle vedalaştık ya da uzlaştık. Şimdi daha az ses vardı zihnimde. En önemlisi konuşan iç sesim artık bana aitti. Beni yansıtıyordu. İç sesle uyum içinde oldukça daha çok sevmeye başladım kendimi. Daha çok güvende hissetmeye başladım. Beni korumaya çalıştığını bildiğim fakat artık benim iyiliğim, mutluluğum için hiç faydası olmayan o seslerden kurtuldukça daha dengeli olduğumu fark ediyordum. Denge ne güzel bir şeymiş böyle…
Kendimle kaldıkça içimdeki çocuğun sevgiye nasıl ihtiyacı olduğunu da keşfediyordum. Hep başkalarında aradığım sevgiyi aslında kendime hiç vermediğim ve bunun farkında bile olmadığım gerçeğiyle yüzleşmek hem acı vericiydi hem de umut verici. Kendimi daha iyi tanımak için ruhumda gezindim uzun bir süre. Sahip olduğum hazinem her gün biraz daha değerli hale geldi. Sonunda ruhumun ışığı yolumu aydınlatmaya başladı. İçim sevgiyle doldu. Kendimi sevmek için, kendimi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, yanlış ve doğru her şeyimle kabul ettim. Ben böyleyim, ben buyum demedim asla. Ben kendimi her gün tanıyorum, her gün değiştiriyorum ve her gün yenileniyorum dedim. Dün öyle davranmış olsam, öyle düşünmüş olsam bile bugün yeni bir gün ve yepyeni gözlerle hayata bakabilirim dedim. Mucizenin aslında içimde saklı olduğunu keşfettim.
İçimdeki çocuk artık kendini değersiz, yetersiz hissetmiyor. Değerli olmak için başarılı, zengin, güzel... olması gerekmediğini biliyor. İçimdeki çocuk kendini değerli ve güvende hissediyor. Korkmuyor ve kaygı duymuyor artık sevilmemekten ya da terk edilmekten.
Kendinizle bağlantılı olmadığınızda, kendi değerinizin bilincinde olmayıp, kendinize sevgi ve şefkat göstermediğinizde, iç seslerinizi duymazdan geldiğinizde başka birini çaresizce, öfkeyle, çok beklentilerle seversiniz. Onun verdiği sevgi size hiç yetmez. Hiç güvenemezsiniz ona. Her an sizi terk edip gidebilir, yapayalnız, çaresiz kalırsınız diye ödünüz kopar. Sizin kendinize duymadığınız sevgiyi de ondan beklersiniz çünkü. Siz kendinizi tanımıyorken onun sizi tanımasını, sizi anlamlı kılmasını istersiniz. Sevgiye açlığınız doyurulamayacak haldedir. Alıngan, kırılgan, her an tedirgin, saldırılara açık, savaş pozisyonunda beklersiniz. Bu hem sizi hem de karşınızdakini yorar. Korkularınızla, panikle konuşur, davranırsınız. Sonra özürler diler, aslında öyle demek istemediğinizi, öyle biri olmadığınızı anlatmaya çalışır, daha da ezilir ve değersizleştirirsiniz kendinizi, gözünüzde. Değersizliğinize inandığınız için çevrenizde olup biten her şeyin sizi ruhunuzdaki o sevgisizliğe götürdüğüne inanırsınız. Sevgi açlığınız sizi saldırgan ve öfkeli kılar. Kontrol edemezsiniz.
Siz kendinizi tanımak, kendi ruhunuza dokunmak için yolculuğa çıkmadığınız sürece bu döngü hep devam eder. Siz içinizde hep kocaman bir boşluk, tarif edilemez bir karanlık, huzursuzluk içinde yaşar durursunuz.
Değişim emek ister, zaman alır. Fakat her şeye değer.
Etiketler:
değer,
değişim,
denge,
farkındalık,
ilişkiler,
kabullenmek,
Keşfetmek,
korku,
Mucize,
yenilenme
Özgür Olmak
Memnun olmadığınız, şikayet ettiğiniz şeyleri değiştirmek istiyorsanız öncelikle her zaman baktığınız yerden bakmamayı, farklı bakış açıları yaratmayı, esnek olmayı denemelisiniz.
Durumları farklı algılamaya başladığınız zaman, düşünceleriniz de eskisi gibi olmayacak. Düşüncelerinizin değişmesi, davranışlarınızı da değiştirecek ve hayatınızda değişim başlayacak.
Yaşadığımız her şeyi kendi bakış açımızla algılıyoruz. Yaşadığımız bir durum karşısında geçmişten gelen bilgilerimize, biriktirdiğimiz duygularımıza, kendimizi tanımladığımız kişilik özelliklerimize bağlı olarak bir hikaye yaratıyoruz. Bu hikayeyi değiştirmek elimizde...
Bakış açımızı değiştirebilirsek hayatı hep aynı tekrarla yaşamak zorunda olmadığımızı, aslında özgür olduğumuzu keşfedeceğiz.
Durumları farklı algılamaya başladığınız zaman, düşünceleriniz de eskisi gibi olmayacak. Düşüncelerinizin değişmesi, davranışlarınızı da değiştirecek ve hayatınızda değişim başlayacak.
Yaşadığımız her şeyi kendi bakış açımızla algılıyoruz. Yaşadığımız bir durum karşısında geçmişten gelen bilgilerimize, biriktirdiğimiz duygularımıza, kendimizi tanımladığımız kişilik özelliklerimize bağlı olarak bir hikaye yaratıyoruz. Bu hikayeyi değiştirmek elimizde...
Bakış açımızı değiştirebilirsek hayatı hep aynı tekrarla yaşamak zorunda olmadığımızı, aslında özgür olduğumuzu keşfedeceğiz.
Etiketler:
algı,
bakış açısı,
çözümler,
esneklik,
özgürlük
11 Kasım 2014 Salı
Sınırlar
Yoga yaparken bazen bedenim o pozun içinde çok rahat olsa bile iç sesim çok panik ve korkmuş halde konuşmaya başlıyor. Şimdi belini kıracaksın, bu hareketi yapamazsın sen, hemen kalk yoksa sakatlanacaksın, hatta öleceksin. Kalbim çok hızlı çarpmaya başlıyor. Her şey çok normal ve çok doğal ilerlerken alışkın olduğum düşünceler virüs gibi doluşuveriyor zihnime. Beni korumak istiyor aslında. Daha önce yapmadığım ve koyduğum sınırlarla asla yapamayacağıma inandığım şeylere karşı savunmaya çalışıyor beni. Konuşan çok tanıdık bu iç sesimi duyuyorum fakat ona bunu yapabileceğimi, korkmadığımı söylüyorum. Herkesin yapabildiğini benim de yapabileceğime inanmasını istiyorum. Kalp atışlarım yavaşlıyor. Ses susuyor ve ben bedenimin içinde biraz daha özgür hissediyorum şimdi kendimi. Yolculuk devam ediyor...
Yeterli olmak
Mutsuzluğumun kaynağını biliyorum aslında...
Yeterince iyi olduğuma inanmıyorum. Başarılı bulduğum kişilerin hep bende olmayan özelliklere sahip olduklarını düşündüm. İyi olan her şey onlarda vardı.
Bense yeterince azimli değildim, kararlı değildim, yaratıcı hiç değildim, fazlasıyla sıradandım. Zeki değildim, yeterince tutkulu değildim belki de.
Hayatın bana sunduklarına razı olmayı seçtim hep. Yeterince iyi olmadığıma göre hayatımı da yeterince iyi yaşamayabilirdim. O çok başarılı bence ‘’seçilmiş’’ kişilerden biri olmamayı çok doğal olarak kolayca kabul etmiştim.
Sınırlarımı hiç hatırlamadığım bir zamanda böyle çizmişim işte. Zihnim bu sınırlarıma sıkı sıkıya bağlı ve sürekli bana nasıl yetersiz olduğumu hatırlatıyor. Hayal kurup, coşkuyla adım atmak istediğimde düşüncelerim hemen panikle bana sesleniyor. ‘’dur! Sen zaten bu iş için gerekli o harika vasıfların hiçbirine sahip değilsin’’ Ben sessizce kabuğuma çekilip kabulleniyorum. Yeterince iyi değilim diye tekrar ediyorum kendi kendime.
Artık sınırlarımı kaldırıp atmak istiyorum. Zihnimin yarattığı bu tanımlamalar arasında sıkışıp kalmak istemiyorum. Kendimi yeniden tanımlamak, potansiyelimi, gücümü keşfetmek istiyorum ben. Hayal ettiğim her şeyi başarabilecek kadar ''yeterince'' harika olduğuma inanmak istiyorum.
Yeterince iyi olduğuma inanmıyorum. Başarılı bulduğum kişilerin hep bende olmayan özelliklere sahip olduklarını düşündüm. İyi olan her şey onlarda vardı.
Bense yeterince azimli değildim, kararlı değildim, yaratıcı hiç değildim, fazlasıyla sıradandım. Zeki değildim, yeterince tutkulu değildim belki de.
Hayatın bana sunduklarına razı olmayı seçtim hep. Yeterince iyi olmadığıma göre hayatımı da yeterince iyi yaşamayabilirdim. O çok başarılı bence ‘’seçilmiş’’ kişilerden biri olmamayı çok doğal olarak kolayca kabul etmiştim.
Sınırlarımı hiç hatırlamadığım bir zamanda böyle çizmişim işte. Zihnim bu sınırlarıma sıkı sıkıya bağlı ve sürekli bana nasıl yetersiz olduğumu hatırlatıyor. Hayal kurup, coşkuyla adım atmak istediğimde düşüncelerim hemen panikle bana sesleniyor. ‘’dur! Sen zaten bu iş için gerekli o harika vasıfların hiçbirine sahip değilsin’’ Ben sessizce kabuğuma çekilip kabulleniyorum. Yeterince iyi değilim diye tekrar ediyorum kendi kendime.
Artık sınırlarımı kaldırıp atmak istiyorum. Zihnimin yarattığı bu tanımlamalar arasında sıkışıp kalmak istemiyorum. Kendimi yeniden tanımlamak, potansiyelimi, gücümü keşfetmek istiyorum ben. Hayal ettiğim her şeyi başarabilecek kadar ''yeterince'' harika olduğuma inanmak istiyorum.
Etiketler:
bakış açısı,
farkındalık,
hayat,
özgürlük,
yeterlilik,
zihin
5 Kasım 2014 Çarşamba
Babam ve Ben
Babamla başbaşa yemek yedik bu akşam. Fonda Demis Roussos'un Goodbye my love goodbye şarkısı çalarken babam plakta dinlerdik bu şarkıyı dedi. Evin üst katında gençler toplanırlarmış. Annende gelmişti hatta dedi bir kez. Siyah beyaz görüntüler belirdi gözlerimin önünde... Benim çocukluğumda da biz bu şarkıyı dinlerdik ablamın aldığı kasetlerden. Anılar serisiydi sanırım. Bilmediğim bir dilde, bilmediğim dünyalara giderdim küçücük odamda. Biraz romantik, biraz melankolik çocukluk zamanları....
Babama döndüm. Sahi nasıl tanıştınız annemle?
Gözleri çok uzaklarda anılara gitti. Uzun süre oradaydı, onu izledim hafifçe gözlerim dolu... Annen bizim köye düğüne gelmişti dedi. Saçları uzundu. At kuyruğu yapmıştı. O zaman gördüm onu...
Şarkı fonda, öylece yaşanmışlıklara daldık. Çok uzak, çok yakın.
Varnadayız dedi. Küçük bir oda kiraladık orada yaşıyoruz. Mutfak ve banyo ortak. Türkiye'ye gelmek istediğimizi söylemişiz. İşten çıkarılmışız. Oturma iznin olmadığı yerde ağır işlerde çalışıyorsun. Ben gemide boyacıyım. Annende tekstil fabrikasında çalışıyor. Alışkın değil çok yoruluyor.
Türkçe müzik yok. Türkiye'den Süheyl Amcan gelmiş. Nilüfer ve Orhan Gencebay'ın plağını getirmiş. Sabaha kadar sürekli dinliyoruz. Ablanın adı ondan Nilüfer...
Yan odamızdaki Bulgar kadın gemide aşçı. Akşamları yemek getiriyor. Birlikte yiyoruz. Bir akşam çok kalabalığız yemekte. Konu Türklere geldi. Türklerin ne pis ne çingene olduklarını anlatıp durdular. Komşumuz onlara susun, aramızda Türkler var deyince çok şaşırdılar. Biz sizi çok sevdik. Türkleri böyle bilmezdik demişler...
İnsanlar birbirlerinin yüreklerine dokunduklarında din, dil, ırk ayrımı olmaz ki zaten!
Babama döndüm. Sahi nasıl tanıştınız annemle?
Gözleri çok uzaklarda anılara gitti. Uzun süre oradaydı, onu izledim hafifçe gözlerim dolu... Annen bizim köye düğüne gelmişti dedi. Saçları uzundu. At kuyruğu yapmıştı. O zaman gördüm onu...
Şarkı fonda, öylece yaşanmışlıklara daldık. Çok uzak, çok yakın.
Varnadayız dedi. Küçük bir oda kiraladık orada yaşıyoruz. Mutfak ve banyo ortak. Türkiye'ye gelmek istediğimizi söylemişiz. İşten çıkarılmışız. Oturma iznin olmadığı yerde ağır işlerde çalışıyorsun. Ben gemide boyacıyım. Annende tekstil fabrikasında çalışıyor. Alışkın değil çok yoruluyor.
Türkçe müzik yok. Türkiye'den Süheyl Amcan gelmiş. Nilüfer ve Orhan Gencebay'ın plağını getirmiş. Sabaha kadar sürekli dinliyoruz. Ablanın adı ondan Nilüfer...
Yan odamızdaki Bulgar kadın gemide aşçı. Akşamları yemek getiriyor. Birlikte yiyoruz. Bir akşam çok kalabalığız yemekte. Konu Türklere geldi. Türklerin ne pis ne çingene olduklarını anlatıp durdular. Komşumuz onlara susun, aramızda Türkler var deyince çok şaşırdılar. Biz sizi çok sevdik. Türkleri böyle bilmezdik demişler...
İnsanlar birbirlerinin yüreklerine dokunduklarında din, dil, ırk ayrımı olmaz ki zaten!
1 Ekim 2014 Çarşamba
Uzaklar
Radyo Voyage'ın dinlendirici müzikleri eşliğinde, dünyanın bambaşka yerlerindeki manzara fotoğraflarına bakarken çok uzak hayallere dalıyorum. Başka yaşamları keşfetmenin heyecanı, yolculukların özgürlüğü ve en çok da masmavi denizlere, yemyeşil ormanlara, karlı dağlara eklediğim huzur etkiliyor beni. Hayattan almak istediğim şey huzur, kendimi sevmenin, onaylamanın, gurur duymanın, sevmenin, olduğum gibi kabul etmenin verdiği eşsiz huzur. Uzak ülkelerde, başka yaşamlarda arayıp, kendimde bulduğum... Kendim olmanın, kendimi gerçekleştirmenin huzuru, hafifliği, özgürlüğü...
Yaşamak
Bugün yaşamı olduğu gibi kabul edelim ve kucaklayalım.
Yaşamanın doğal yansımaları olan gözaltı kırışıklıklarımızı, saçlarımıza düşen akları, ''yerçekimine yenik düşen'' bedenlerimizi sevgiyle kabul edelim. Yaşanmış yılların, tatlı, acı anılarımızın izlerine saygıyla, şefkatle dokunup, teşekkür edelim bizi biz yapan her şeye. Sağlıklı beslenelim, spor yapalım, kendimizi zinde, enerjik hissedelim. Ruhumuzun enerjisini hep taze, genç tutalım. Her gün yenilenelim. Dünyada kaç senedir var olduğumuzu umursamak, kaç yaşında göründüğümüz üzerine düşünmek yerine ne kadar çok değerli anlarımız var, ne kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz, kendimizi ne kadar gerçekleştirdik, kendimize nasıl görünüyoruz aslında, ruhumuz ne kadar yorgun, bedenimizi ne kadar eleştiriyoruz … Bunları düşünelim.
Doğum, yaşam, ölüm döngüsünde her şey geçici, her şey değişiyor. Biz de değişiyoruz. Mevsimlerin değişimi gibi bedenimizin değişimi de doğal olan, sağlıklı olan süreç. Değişimleri sevgiyle kabul edip, hoş geldin diyelim ve şükredelim.
Yaşamanın doğal yansımaları olan gözaltı kırışıklıklarımızı, saçlarımıza düşen akları, ''yerçekimine yenik düşen'' bedenlerimizi sevgiyle kabul edelim. Yaşanmış yılların, tatlı, acı anılarımızın izlerine saygıyla, şefkatle dokunup, teşekkür edelim bizi biz yapan her şeye. Sağlıklı beslenelim, spor yapalım, kendimizi zinde, enerjik hissedelim. Ruhumuzun enerjisini hep taze, genç tutalım. Her gün yenilenelim. Dünyada kaç senedir var olduğumuzu umursamak, kaç yaşında göründüğümüz üzerine düşünmek yerine ne kadar çok değerli anlarımız var, ne kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz, kendimizi ne kadar gerçekleştirdik, kendimize nasıl görünüyoruz aslında, ruhumuz ne kadar yorgun, bedenimizi ne kadar eleştiriyoruz … Bunları düşünelim.
Doğum, yaşam, ölüm döngüsünde her şey geçici, her şey değişiyor. Biz de değişiyoruz. Mevsimlerin değişimi gibi bedenimizin değişimi de doğal olan, sağlıklı olan süreç. Değişimleri sevgiyle kabul edip, hoş geldin diyelim ve şükredelim.
Etiketler:
deneyim,
denge,
Keşfetmek,
olmak,
Yaşam koçu
Kendin Ol!
Bütün bu sorumluluklar, yarım bıraktığı işler, iyi gitmeyen ilişkisi, onu anlamayan ailesi, sonu baştan belli kaderi, yüreğine çok ağır geliyordu artık.
''Çok sıkılıyorum, başka olsun istiyorum hayatım, ben başka olayım, her istediğimi başarmış, tüm hayallerini gerçekleştirmiş biri olarak uyanmak istiyorum yeni güne…
Ne zordu böyle kendinden nefret ederken mutlu olmaya çalışmak. Mutluymuş gibi sahte gülümsemeler, maskeler, yoruyor beni. Enerjim tükendi.
Kaçıncı işim bu. Beni anlamıyorlar, hep haksızlık yapılıyor bana. Sanki herkes düşman bana. Neden herkes gibi mutlu olduğum, iyi para kazandığım bir işim yok benim. Oysa ne çok hayalim vardı. Şimdi elimde sadece başarısızlıklarım… Hayatta hep kaybediyorum.
Başkaları nasıl da seviliyor. Hep bir şeyler eksik ilişkilerimde. Daha çok sevilmek istiyorum ben, çok mu şey istiyorum? Neden beni, benim istediğim gibi, daha çok sevemiyorlar?''
Masmavi denizi izlerken düşlere daldı. Bambaşka bir dünya hayal ediyordu. Yeni güne hiç bilmediği bir şehirde başlamak, bilmediği sokaklarında kaybolmak, hiç tanımadığı insanların olduğu bir yerde yeni bir işe başlamak. Hayatına yeniden başlamayı diledi. Onu burada tutan tüm görünmez zincirlerden kurtulmak istedi.
...
Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek, kendinizle barışmak ve yenilenmek için harika bir gün
''Çok sıkılıyorum, başka olsun istiyorum hayatım, ben başka olayım, her istediğimi başarmış, tüm hayallerini gerçekleştirmiş biri olarak uyanmak istiyorum yeni güne…
Ne zordu böyle kendinden nefret ederken mutlu olmaya çalışmak. Mutluymuş gibi sahte gülümsemeler, maskeler, yoruyor beni. Enerjim tükendi.
Kaçıncı işim bu. Beni anlamıyorlar, hep haksızlık yapılıyor bana. Sanki herkes düşman bana. Neden herkes gibi mutlu olduğum, iyi para kazandığım bir işim yok benim. Oysa ne çok hayalim vardı. Şimdi elimde sadece başarısızlıklarım… Hayatta hep kaybediyorum.
Başkaları nasıl da seviliyor. Hep bir şeyler eksik ilişkilerimde. Daha çok sevilmek istiyorum ben, çok mu şey istiyorum? Neden beni, benim istediğim gibi, daha çok sevemiyorlar?''
Masmavi denizi izlerken düşlere daldı. Bambaşka bir dünya hayal ediyordu. Yeni güne hiç bilmediği bir şehirde başlamak, bilmediği sokaklarında kaybolmak, hiç tanımadığı insanların olduğu bir yerde yeni bir işe başlamak. Hayatına yeniden başlamayı diledi. Onu burada tutan tüm görünmez zincirlerden kurtulmak istedi.
...
Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek, kendinizle barışmak ve yenilenmek için harika bir gün
Etiketler:
deği,
deneyim,
sorumluluk,
yaşam,
Yaşam koçu
Değişim Zamanı
Bazen yaşadığımız sorunlar içinde boğulduğumuzu, nefes alamadığımızı hissederiz. Bir çıkış yolu bulmaya çabaladıkça daha da yorulur, çözümsüzlükler denizinde kayboluruz.
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak istediğinizde hep aynı yere bakmazsınız öyle değil mi? Sorunlarınızı ortadan kaldırmak için çözüm ararken de hep aynı gözlerle, aynı düşüncelerle, aynı yere bakarsanız, aslında sizin zaten sahip olduğunuz cevapları bulmanız mümkün değil.
Bu durumlarda yapılacak en iyi şey durmak. Durun, derin derin nefes alın. Zihninizi, ruhunuzu sakinleştirin, bedeninizi dinlendirin öncelikle. Zihninizi, bedeninizi şimdiki zamana, ''bu ana'' getirin ve aradığınız çözümün sizde olduğunu, şu an onu bulamıyor olsanız da aradığınız tüm cevapları bildiğinizi söyleyin kendinize. Çözümün kaynağının sizde olduğunu bilmenin özgüveniyle sorular sorun kendinize.Bugüne kadar neler denediniz? Başka neler yapabilirsiniz? Güçlü yönleriniz, sahip olduğunuz potansiyel size nasıl yardımcı olabilir? Bugün yeni bakış açınızla neleri farklı yapabilirsiniz? Sakince gözden geçirin şimdi. Bakalım bugüne kadar hiç görmediğiniz neler keşfedeceksiniz.
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak istediğinizde hep aynı yere bakmazsınız öyle değil mi? Sorunlarınızı ortadan kaldırmak için çözüm ararken de hep aynı gözlerle, aynı düşüncelerle, aynı yere bakarsanız, aslında sizin zaten sahip olduğunuz cevapları bulmanız mümkün değil.
Bu durumlarda yapılacak en iyi şey durmak. Durun, derin derin nefes alın. Zihninizi, ruhunuzu sakinleştirin, bedeninizi dinlendirin öncelikle. Zihninizi, bedeninizi şimdiki zamana, ''bu ana'' getirin ve aradığınız çözümün sizde olduğunu, şu an onu bulamıyor olsanız da aradığınız tüm cevapları bildiğinizi söyleyin kendinize. Çözümün kaynağının sizde olduğunu bilmenin özgüveniyle sorular sorun kendinize.Bugüne kadar neler denediniz? Başka neler yapabilirsiniz? Güçlü yönleriniz, sahip olduğunuz potansiyel size nasıl yardımcı olabilir? Bugün yeni bakış açınızla neleri farklı yapabilirsiniz? Sakince gözden geçirin şimdi. Bakalım bugüne kadar hiç görmediğiniz neler keşfedeceksiniz.
15 Eylül 2014 Pazartesi
İlişkiler ve Seçimler
Uzun süreli ilişkiler benim için bilinmez bir alan. Kendimi çok güvensiz, savunmasız hissettiğim, kontrol edemediğim, önümü göremediğim, sık, loş, soğuk bir ormanda yürüyorum sanki. Belirsizliklerle, kaygılar, endişeler, ve güvensizliklerle dolu bu ormanda yolumu bulmaya çalışırken, sevgilimi her geçen gün daha da benimseyip, sevdikçe, kaybetmekten, hazırlıksız, savunmasız yakalanıp hayal kırıklığına uğramaktan, üzülmekten de her an daha da çok korkuyorum. Böyle panik anlarında tüm kabuslarım etrafımı sarıyor. Sıkışıp kalıyorum geçmişten beri taşıdığım olumsuz düşüncelerim ve inanç kalıplarım arasında. Yürümeye zorlasam da kendimi, nafile, ormanın derinliklerinde soluksuz öylece kalıveriyorum. Düşüncelerim ve deneyimlerimle oluşturduğum inançlarım ruhumu esir alıyor. Kulağımda susturamadığım sesler. Ben ona cevap verene kadar hiç durmadan anlatıyor, beni korumak istiyor. Korkmuş çok… Dinliyorum onu şimdi.
‘’Her güzel şey biter. Nasıl olsa bitecek bu ilişki en iyisi sen, şimdi bu bilinmezlikten kurtul. Bir an önce güvenli bölgene, yalnızlığına sarıl. Orada daha huzurlusun biliyorsun, o zaman güç sende oluyor, kimseye ihtiyacın yok senin. Tek başına harika değil misin sen? Yarın seni terk edecek mi, artık eskisi kadar seni sevmiyor mu, bak artık eski heyecan kalmadı, başkasını bulacak sen de biliyorsun, ne kadar sürer ki bu aşk denilen şey, aldatılacaksın yine! Sen de bunu başından beri biliyorsun, artık daha fazla kandırma kendini, hemen hazırla kendini, güçlü ol ve yoluna tek başına devam et. Zaten sen aslında hep yalnız değil misin? Yalnızlığınla buluş, kurtul bu bilinmezlikten. Korkularından kurtulmak için, yeniden özgür kalmak için yarın ne olacağını bilmediğin, seni güçsüz hissettiren bu duygudan kurtul’’
Evet seni duyuyorum. Ruhumu karartan, beni sürekli dibe çeken, kendi düşüncelerimle yarattığım bu karanlığı görüyorum. Bu kabusu yaşıyorum. Bu kabustan uyanmak istiyorum. Ruhumu esir alan, kalbimdeki o derin sevgiyi yaşamama izin vermeyen bu korkulardan kurtulmak istiyorum ben. Yarına güvenmek, bugün güvenli adımlarla sevgiyle yürümeye devam etmek istiyorum. Bilinmezliğe güvenmeyi seçmek istiyorum. Her şeye rağmen yaşamayı seçmek istiyorum ben bugün. Olumsuz düşüncelerimden, beni yoran inançlarımdan kurtulup ışığa doğru yürümek istiyorum ben.
Derin bir nefes alıyorum. Korkularıma rağmen sevmeyi seçiyorum bugün ve vazgeçmeden her gün!
‘’Her güzel şey biter. Nasıl olsa bitecek bu ilişki en iyisi sen, şimdi bu bilinmezlikten kurtul. Bir an önce güvenli bölgene, yalnızlığına sarıl. Orada daha huzurlusun biliyorsun, o zaman güç sende oluyor, kimseye ihtiyacın yok senin. Tek başına harika değil misin sen? Yarın seni terk edecek mi, artık eskisi kadar seni sevmiyor mu, bak artık eski heyecan kalmadı, başkasını bulacak sen de biliyorsun, ne kadar sürer ki bu aşk denilen şey, aldatılacaksın yine! Sen de bunu başından beri biliyorsun, artık daha fazla kandırma kendini, hemen hazırla kendini, güçlü ol ve yoluna tek başına devam et. Zaten sen aslında hep yalnız değil misin? Yalnızlığınla buluş, kurtul bu bilinmezlikten. Korkularından kurtulmak için, yeniden özgür kalmak için yarın ne olacağını bilmediğin, seni güçsüz hissettiren bu duygudan kurtul’’
Evet seni duyuyorum. Ruhumu karartan, beni sürekli dibe çeken, kendi düşüncelerimle yarattığım bu karanlığı görüyorum. Bu kabusu yaşıyorum. Bu kabustan uyanmak istiyorum. Ruhumu esir alan, kalbimdeki o derin sevgiyi yaşamama izin vermeyen bu korkulardan kurtulmak istiyorum ben. Yarına güvenmek, bugün güvenli adımlarla sevgiyle yürümeye devam etmek istiyorum. Bilinmezliğe güvenmeyi seçmek istiyorum. Her şeye rağmen yaşamayı seçmek istiyorum ben bugün. Olumsuz düşüncelerimden, beni yoran inançlarımdan kurtulup ışığa doğru yürümek istiyorum ben.
Derin bir nefes alıyorum. Korkularıma rağmen sevmeyi seçiyorum bugün ve vazgeçmeden her gün!
8 Eylül 2014 Pazartesi
Aynada gördüklerin
Hepimiz kendimizi sevmek istiyoruz.
Kendimizi sevebilmek için farklı yollar seçiyoruz.
Kimimizin daha güzel görünmeye, zayıflamaya, kilo almaya, yeni kıyafetlere ihtiyacı var.
Kimimizin daha çok para kazanmaya, daha çok harcamaya, daha çok almaya, daha güçlü ünvanlara ihtiyacı var.
Kimimizin daha çok sevilmesi, onaylanması, alkışlanması gerek kendini sevebilmek için.
Kendinizi olduğunuz gibi, değiştirmeden sevebilmek için neye ihtiyacınız var hiç düşündünüz mü? Ruhunu, bedenini, aynada gördüğün seni değiştirmeden, eleştirmeden, sadece sevgiyle, şefkatle kucaklamaya ne dersin?
Kendimizi sevebilmek için farklı yollar seçiyoruz.
Kimimizin daha güzel görünmeye, zayıflamaya, kilo almaya, yeni kıyafetlere ihtiyacı var.
Kimimizin daha çok para kazanmaya, daha çok harcamaya, daha çok almaya, daha güçlü ünvanlara ihtiyacı var.
Kimimizin daha çok sevilmesi, onaylanması, alkışlanması gerek kendini sevebilmek için.
Kendinizi olduğunuz gibi, değiştirmeden sevebilmek için neye ihtiyacınız var hiç düşündünüz mü? Ruhunu, bedenini, aynada gördüğün seni değiştirmeden, eleştirmeden, sadece sevgiyle, şefkatle kucaklamaya ne dersin?
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Ortak Hayatlar
Birbirimizden çok farklı olsakta hepimiz benzer korkulara, endişelere sahibiz. Ortak acılarımız, duygularımız, şarkılarımız, gözyaşlarımız, hayallerimiz var.
kendimizi korumak için, korkularımızla, kaygılarımızla ördüğümüz, olumsuz düşünce ve inançlarımızla tutsak olduğumuz, güvenli sandığımız zindanlarımızda sürdürdüğümüz hayatlar benzer.
Korkular, kırgınlıklar, öfkeler biriktirirken ruhumuzda, eksik olanı ararken dünyamızda, yorgun gözlerimiz karşılaşıyor bir sabah vakti.
Yalnız değilim biliyorum, bu his bana güç veriyor. Birlikte gerçekleştireceğimiz hayallerimiz var, inanıyorum. Ortak kederlerimize gülümsüyorum ve günaydın diyorum sana ve yepyeni güne.
kendimizi korumak için, korkularımızla, kaygılarımızla ördüğümüz, olumsuz düşünce ve inançlarımızla tutsak olduğumuz, güvenli sandığımız zindanlarımızda sürdürdüğümüz hayatlar benzer.
Korkular, kırgınlıklar, öfkeler biriktirirken ruhumuzda, eksik olanı ararken dünyamızda, yorgun gözlerimiz karşılaşıyor bir sabah vakti.
Yalnız değilim biliyorum, bu his bana güç veriyor. Birlikte gerçekleştireceğimiz hayallerimiz var, inanıyorum. Ortak kederlerimize gülümsüyorum ve günaydın diyorum sana ve yepyeni güne.
Ne mutlu bana
Psikologlar ve Psikiyatrisler Derneğinde makalem yayınlanmış. Çok heyecanlandım, çok mutlu oldum. Yüzümde kocaman bir gülümseme, kalbimde kelebekler pır pır. Kendinden memnun olmak tam da böyle bir şey sanırım.
http://www.ppd.com.tr/makale/dusunce-gucu.html
http://www.ppd.com.tr/makale/dusunce-gucu.html
22 Ağustos 2014 Cuma
Ne zaman?
Ne zaman vazgeçtiniz hayatın size güzel şeyler getireceğine inanmayı, çocuksu bir heyacanla, gülümseyerek yeni güne başlamayı?
İlk hayal kırıklığınızda mı, ilk yenilginizde mi?
Kaybettiniz belki bir sürü defa ve ben hep kaybedenim deyip düştünüz yollara, kimbilir kaç fırsatı görmeden, karanlık içinde, hep kaybetmeye mahkum ettiniz kendinizi.
Sana soruyorum kendi değerini çoktan unutmuş, kendini sımsıkı sarmak yerine, başkalarının sevgilerine sarılmaya çalışan, özgür olmak isterken korkularına tutsak güzel insan hatırlar mısın ne zamandı?
8 Ağustos 2014 Cuma
Sevmek Özgürleşmektir
Yaşama sevincim, yeni dünyalar keşfetmeye merakımla birleşince, ben çok başka anlamlara bürünmeye başladım. Gerçekten sevmeyi öğrendikçe bugüne kadar yaşadığım tüm ilişkilerde korku, kaygı ve beklentilerden oluşturduğum yumağa sevgi adını verdiğimi ve bu nedenle kendimi hep yorgun, mutsuz hissettiğimi keşfettim. İhtiyacımız olanın kendimizi olduğumuz gibi sevmek olduğunu bilmeden, içimizdeki derin boşluğu doldurmak için başkaları tarafından sevilmeye çılgın gibi aç oluyoruz. Bir türlü doyamıyor, bize verilen sevgilerle yetinmiyoruz. Daha fazlasını istiyor, tüm enerjimizi yaşadığımız bu ilişkiye vererek yoruluyor kendimizi bir yerlerde unutup, başka dünyalarda kayboluyoruz çoğu zaman. Bazen de bu sevgi açlığı yüzünden bizi sevmeyenlerin peşinden koşup, kendimizi sevdirmeye, başkası tarafından değer görerek, kendimize değer vermeye, içimizdeki bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz.
Oysa kendimizi sevmekle başlamalıyız. Eksiklerimiz, hatalarımız, korkularımız, pişmanlıklarımızla yorulmuş ruhumuzu şefkatle sarmalayıp iyileştirmeliyiz. O zaman dünya daha az korkunç görünecek gözümüze, sevmeler daha bir keyifli olacak. Yaşam daha güzel olacak. İnanın bana. Korkulardan, beklentilerden arınmış sevgi özgürlüktür.
Oysa kendimizi sevmekle başlamalıyız. Eksiklerimiz, hatalarımız, korkularımız, pişmanlıklarımızla yorulmuş ruhumuzu şefkatle sarmalayıp iyileştirmeliyiz. O zaman dünya daha az korkunç görünecek gözümüze, sevmeler daha bir keyifli olacak. Yaşam daha güzel olacak. İnanın bana. Korkulardan, beklentilerden arınmış sevgi özgürlüktür.
5 Ağustos 2014 Salı
Ağustos Böceği
Ağustos ayı benim ayım. Başka bir keyifli olurum. Sadece bana ait bir gün... Yaşama gözlerimi açtığım tatlı, sıcak bir ağustos akşamı.
30'larıma geldiğimde doğum günümü kutlamak için bir nedenim olmadığını düşünmeye başlamıştım. Hatta bana yaşlandığımı hatırlatan bu günü sonsuza dek unutmak istiyordum. Kutlayacak ne vardı? Bence yas tutmalıydım, ömrümden bir yıl azaldı diye şarkılar söyleyip kutlama yapmak çok korkunç, acımasız görünüyordu.
Kendimi, yaşamımı, sahip olduğum her şeyi kabullenmeyi ve sevmeyi öğrendiğimden beri, sahip olduğum tüm güzellikleri her an kutlamaya başladığım günden beri ağustos ayı beni heyecanlandırıyor. Nefes aldığım bir yıl için şükrediyorum. Yolculuğum boyunca öğrendiklerimi değerlendirip, bundan sonra yaşayacağım harika deneyimlerin hayalini kuruyorum. Yaşama sevincimi daha da artırıp, daha da seviyorum nefes almayı. Kendimi sevdikçe güzelleşiyorum, öğrendikçe, geliştikçe aydınlanıyor ruhum. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, sevgi dolu bir dünyadayım.
Mutlu olmak, kutlama yapmak, yaşam sevincinizle yeni güne gülümsemek için ne çok nedeniniz var.
Sevgiler
30'larıma geldiğimde doğum günümü kutlamak için bir nedenim olmadığını düşünmeye başlamıştım. Hatta bana yaşlandığımı hatırlatan bu günü sonsuza dek unutmak istiyordum. Kutlayacak ne vardı? Bence yas tutmalıydım, ömrümden bir yıl azaldı diye şarkılar söyleyip kutlama yapmak çok korkunç, acımasız görünüyordu.
Kendimi, yaşamımı, sahip olduğum her şeyi kabullenmeyi ve sevmeyi öğrendiğimden beri, sahip olduğum tüm güzellikleri her an kutlamaya başladığım günden beri ağustos ayı beni heyecanlandırıyor. Nefes aldığım bir yıl için şükrediyorum. Yolculuğum boyunca öğrendiklerimi değerlendirip, bundan sonra yaşayacağım harika deneyimlerin hayalini kuruyorum. Yaşama sevincimi daha da artırıp, daha da seviyorum nefes almayı. Kendimi sevdikçe güzelleşiyorum, öğrendikçe, geliştikçe aydınlanıyor ruhum. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, sevgi dolu bir dünyadayım.
Mutlu olmak, kutlama yapmak, yaşam sevincinizle yeni güne gülümsemek için ne çok nedeniniz var.
Sevgiler
Zamanda yolculuk
Geleceğe dönüş filminde olduğu gibi zamanlar arasında yolculuk ediyoruz aslında. Bedenimiz şimdiki anda dururken hızla geçmişe gideriz. Geçmişte yaşadığımız üzüntü verici bir olayın içine dalıveririz bir anda. Renkler, koku, tat her şey çok canlıdır. Bizde bıraktığı acı midemizi yakar yine. Gözlerimizden yaşlar gelir belki. Pişmanlıklar bedenimize ağır gelir, oturduğumuz koltukta küçülürüz gitgide. Yanımızdaki sorar iyi misin? Geçmişten hızla şimdiye gelir ruhumuz bedenimizle kısa bir an bütünleşir. ''İyiyim''
Bazen de gece uyumadan önce hayallere dalarız. Çok istediğimiz bir şey gerçekleşir hayallerimizde. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme, gözlerimiz ışıl ışıl, bedenimiz huzurlu dalarız uykuya. Geleceğe keyifli bir yolculuğa çıkmış ve tatlı bir rüyaya dalmışızdır.
Geçmiş ve gelecek arasında yolculuklar yapar ruhumuz. Eğer geçmişe gidip kendimizle, pişmanlıklarımız, öfkelerimiz, kırgınlıklarımız, keşkelerimizle yüzleşir ve uzlaşma sağlarsak, geleceğimizi değiştirebiliriz. Geçmişin ağırlığından kurtulduğumuzda şimdiyi çok daha keyifli yaşayabilir ve istediğimiz geleceği yaratabiliriz. Şimdiden iyi yolculukla
Bazen de gece uyumadan önce hayallere dalarız. Çok istediğimiz bir şey gerçekleşir hayallerimizde. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme, gözlerimiz ışıl ışıl, bedenimiz huzurlu dalarız uykuya. Geleceğe keyifli bir yolculuğa çıkmış ve tatlı bir rüyaya dalmışızdır.
Geçmiş ve gelecek arasında yolculuklar yapar ruhumuz. Eğer geçmişe gidip kendimizle, pişmanlıklarımız, öfkelerimiz, kırgınlıklarımız, keşkelerimizle yüzleşir ve uzlaşma sağlarsak, geleceğimizi değiştirebiliriz. Geçmişin ağırlığından kurtulduğumuzda şimdiyi çok daha keyifli yaşayabilir ve istediğimiz geleceği yaratabiliriz. Şimdiden iyi yolculukla
8 Temmuz 2014 Salı
Algı
Ben köpeklerden korkardım. Yürürken karşılaştığımda neden ben derdim, gayet keyifli yürüyüşümü neden karşıma çıkıp, beni korkutarak bozuyorsun, hiç huzur yok zaten bana, kadere bak gibi olumsuz inanç ve düşüncelerle kendimi mutsuz ederdim. Oysa köpek kendi yolculuğunda, kendi dünyasındaydı. Benim farkımda bile değildi. Sadece yaşıyordu kendince.
Erkek arkadaşım köpeklere bayılır. Yürürken karşılaştığında öyle mutlu olur ki, mutluluğu bulaşıcıdır. Onlarla konuşur, sever, öper. Çok şanslıdır, karşısına gününü güzelleştiren köpekler çıkıyor olması onu çok mutlu eder.
Algı böyledir.
Hayat algılarımız, bakıç açımız, düşüncelerimizdi
Erkek arkadaşım köpeklere bayılır. Yürürken karşılaştığında öyle mutlu olur ki, mutluluğu bulaşıcıdır. Onlarla konuşur, sever, öper. Çok şanslıdır, karşısına gününü güzelleştiren köpekler çıkıyor olması onu çok mutlu eder.
Algı böyledir.
Hayat algılarımız, bakıç açımız, düşüncelerimizdi
Seçimler
Yaşadığımız her şey zihnimizin içinde, algıladığımız ve kurguladığımız gibidir. Geçmişten gelen inanç ve tecrübelerle yaşadığımız olayları algılar ve yaşamı algılarımıza göre tanımlarız. Algılama şeklimizi değiştirmek için önce kendimizi dinleyelim. Olumsuz düşünce ve inançlarımızı fark edelim. Kendimizi keşfetmek, bugüne kadar öğrendiğimiz, sınırlandırdığımız, toplumun, ailemizin, arkadaşlarımızın yarattığı benliğimizi unutup, kendimizi tanımak ve özgürleşmektir. Kendini dinle, senle tanış bugün. Bakalım neler bulacaksın.
Yaşamı keyifli bir yolculuk, güven, huzur, sevgi olarak algılarsanız her şeye ve herkese rağmen keyifli, mutlu, huzurlu ve güvenle yolculuk edersiniz hayatta.
Yaşamı zor, sıkıcı, üzücü, acı dolu, ürkütücü olarak algılarsanız sürekli savaşırsınız yaşamla ve mutsuzluk hep sizinledir.
Seçim sizin! Mutlu olmayı seçin.
Yaşamı keyifli bir yolculuk, güven, huzur, sevgi olarak algılarsanız her şeye ve herkese rağmen keyifli, mutlu, huzurlu ve güvenle yolculuk edersiniz hayatta.
Yaşamı zor, sıkıcı, üzücü, acı dolu, ürkütücü olarak algılarsanız sürekli savaşırsınız yaşamla ve mutsuzluk hep sizinledir.
Seçim sizin! Mutlu olmayı seçin.
Olumsuz Düşünce Gücü
Otuz yaşında, hayal ettiğim her şeye kavuştum sonunda dedi. İyi bir işim var. Bu iş yerindeki özgürlüğümü seviyorum. Maaşım hayal ettiğimden bile daha iyi. Yalnız yaşamaya başladım. Uzun zamandır istediğim bir şeydi bu. En büyük mucize ise hep hayal ettiğim ilişkiyi yaşamaya başladım. Tam aşka inanmaktan vazgeçmek üzereyken aşk buldu beni. Çok mutluyum. Her şey neredeysr kusursuz hayatımda.
Hayatımın bu kadar yolunda olmasının tadını çıkaramıyorum. Mutluluğumu yaşayamıyorum. Kalbim çok huzursuz. Çok tedirginim. Kötü bir şeyler olacak biliyorum. Bu beni çok korkutuyor. Panik hissi, yoruyor, enerjimi çalıyor. Her şey hayal ettiğimden bile güzelken ben sürekli kabus görüyorum. Savunmasız hissediyorum. Hayatımın bu kadar iyi olmasına alışkın değilim. Bu bilmediğim durumu kontrol edemeyeceğimden çok korkuyorum. Güvensiz hissediyorum kendimi. Her şey elimden alınacak. Bu rüyadan uyanacağım çok yakında biliyorum. Bunun için hazırlanmam gerek, acı çekmek istemiyorum!
Bu benim kaderim. Hayatımda yolunda gitmeyen bir şeyler olmalı. Ancak o zaman ben ve ailem güvende oluruz. Denge, adalet böyle sağlanıyor. Herkesin hayatında yolunda gitmeyen şeyler var. Dünyada acılar var. Ben de bunları yaşamak zorundayım. Güzelliklerin bedelini mutsuz olduğum ilişkilerle öderim ben ve sonunda hep yalnız kalırım. Bunu kabullendim. Bu benim hayatımın gerçeği. Benim öyküm böyle işte.
Şimdi bu ilişkiyi ve işi ardımda bırakıp yürümek istiyorum. Böylece kontrol ben de olacak. Güvende hissedeceğim yine kendimi. Beni çılgına çeviren korkudan kurtulacağım. Kaybedeceğim bir şey kalmayınca huzur bulacağım. Yangın yerine dönecek hayatım ve ben yeniden doğacağım küllerin arasından. Acı çekmek istemiyorum. Kontrolü ele almalıyım hemen. Bu rüyadan uyanıp kendi gerçeğimle yüzleşmeliyim. Yalnızlık benim kaderim!
Böyle yoğun korku duyan kişi ilişkisin bitirmek için elinden geleni yapar. Davranışlarını korku yönlendirir.
İşini kaybedeceğine inandığı için endişeler ve kaygılarla kararlar alır, bu korkular sayesinde beklediği sonu hazırlar.
Korkular, olumsuz düşünce ve inançlar işte böyle şekillendirir hayatımızı, böyle kontrol eder yaşamımızı. Hep beklenen sona götürür bizi ve sahip olduğumuz tek gerçeğin bu olduğuna inanmamıza neden olur. Korkularımızla yarattığımız zindanda tükenir ömrümüz.
Korkulardan arınıp, özgürleştikçe geleceğe güvenle bakabiliriz. Kendimize duyduğumuz sevgi ve özgüveni çoğaltarak hayatta her şeyin en güzelini hak ettiğimize inanırız. Sonsuz seçenek ve sınırsız çözüm var yaşamımızda, bunların farkında olup, hayal ettiğimiz hayatı yaşamayı seçelim geç olmadan
Hayatımın bu kadar yolunda olmasının tadını çıkaramıyorum. Mutluluğumu yaşayamıyorum. Kalbim çok huzursuz. Çok tedirginim. Kötü bir şeyler olacak biliyorum. Bu beni çok korkutuyor. Panik hissi, yoruyor, enerjimi çalıyor. Her şey hayal ettiğimden bile güzelken ben sürekli kabus görüyorum. Savunmasız hissediyorum. Hayatımın bu kadar iyi olmasına alışkın değilim. Bu bilmediğim durumu kontrol edemeyeceğimden çok korkuyorum. Güvensiz hissediyorum kendimi. Her şey elimden alınacak. Bu rüyadan uyanacağım çok yakında biliyorum. Bunun için hazırlanmam gerek, acı çekmek istemiyorum!
Bu benim kaderim. Hayatımda yolunda gitmeyen bir şeyler olmalı. Ancak o zaman ben ve ailem güvende oluruz. Denge, adalet böyle sağlanıyor. Herkesin hayatında yolunda gitmeyen şeyler var. Dünyada acılar var. Ben de bunları yaşamak zorundayım. Güzelliklerin bedelini mutsuz olduğum ilişkilerle öderim ben ve sonunda hep yalnız kalırım. Bunu kabullendim. Bu benim hayatımın gerçeği. Benim öyküm böyle işte.
Şimdi bu ilişkiyi ve işi ardımda bırakıp yürümek istiyorum. Böylece kontrol ben de olacak. Güvende hissedeceğim yine kendimi. Beni çılgına çeviren korkudan kurtulacağım. Kaybedeceğim bir şey kalmayınca huzur bulacağım. Yangın yerine dönecek hayatım ve ben yeniden doğacağım küllerin arasından. Acı çekmek istemiyorum. Kontrolü ele almalıyım hemen. Bu rüyadan uyanıp kendi gerçeğimle yüzleşmeliyim. Yalnızlık benim kaderim!
Böyle yoğun korku duyan kişi ilişkisin bitirmek için elinden geleni yapar. Davranışlarını korku yönlendirir.
İşini kaybedeceğine inandığı için endişeler ve kaygılarla kararlar alır, bu korkular sayesinde beklediği sonu hazırlar.
Korkular, olumsuz düşünce ve inançlar işte böyle şekillendirir hayatımızı, böyle kontrol eder yaşamımızı. Hep beklenen sona götürür bizi ve sahip olduğumuz tek gerçeğin bu olduğuna inanmamıza neden olur. Korkularımızla yarattığımız zindanda tükenir ömrümüz.
Korkulardan arınıp, özgürleştikçe geleceğe güvenle bakabiliriz. Kendimize duyduğumuz sevgi ve özgüveni çoğaltarak hayatta her şeyin en güzelini hak ettiğimize inanırız. Sonsuz seçenek ve sınırsız çözüm var yaşamımızda, bunların farkında olup, hayal ettiğimiz hayatı yaşamayı seçelim geç olmadan
Düşünce Gücü
Düşüncelerimizi değiştirirsek hayatımız değişir. Kendi gerçeğimizi düşüncelerimizle yaratıyoruz. Bu nedenle olumlu ve güzel şeyler düşünmeye ihtiyacımız var.
Benim için en önemlisi olumlu düşüncelere gerçekten inanmaktır. Okuduğum onca kitap ve aldığım eğitimlerden sonra, düşüncelerimin benim kaderimi yarattığını, geçmişten bugüne tüm hayatımı irdeleyerek ve bu süreçlerdeki düşüncelerimi gözden geçirerek fark ettim. Değişim süreci çok kolay değildir ve hemen olmaz. Ben önce düşüncelerimle yarattığım kendi gerçeğimi keşfetmek için kanıtlar topladım. Tüm olumsuz düşüncelerimi, olumsuz inançlarımı, kendi potansiyelimi kısıtlayan, çocukluğumdan beri öğrendiğim kendi gerçeğimi bir odanın içine topladım. Tüm geçmiş yaşamım, düşüncelerim, inançlarım arasında günlerce dolaştım. Bu yolculuklarımda kendime nasıl zarar verdiğimi, korkunç mutsuz, umutsuz dünyam için hep başkalarını suçlayıp, kendime nasıl da acıdığımı fark ettim. Olumsuz düşüncelerimin, karamsar bakış açımın neden olduğu mutsuz sonların arasında, zihnimin kocaman neon ışıklarla yanıp sönen, bir ömür yalnızsın dostum, kaderine razı ol, senin gerçeğin bu, sen daha iyisini zaten yapamazdın isimli çıkmaz sokaklarında ağlayarak kayboluyordum. Bu yolculuklardan şimdiye yorgun, karmaşık, fakat her gün biraz daha farkında ve biraz daha kendine güvenli dönüyordum. Düşüncelerimle oluşturduğum bu zindandan çıkma vakti geldiğinde artık hayatımı kontrol etme ve yönlendirme gücümün olduğunun bilincindeydim.
Yeni hayatım için hazırım şimdi. Kendime daha çok güvenen, kendi potansiyelini ve gücünü yeniden keşfetmiş, kendini olduğu gibi kabul eden ve seven biri olarak, kaderimi, her gün hayata duyduğum güvenle, olumlu düşünce ve inançlarımla, sınırsız seçenek, sonsuz çözüm olduğuna inanarak yaratıyorum.
Benim için en önemlisi olumlu düşüncelere gerçekten inanmaktır. Okuduğum onca kitap ve aldığım eğitimlerden sonra, düşüncelerimin benim kaderimi yarattığını, geçmişten bugüne tüm hayatımı irdeleyerek ve bu süreçlerdeki düşüncelerimi gözden geçirerek fark ettim. Değişim süreci çok kolay değildir ve hemen olmaz. Ben önce düşüncelerimle yarattığım kendi gerçeğimi keşfetmek için kanıtlar topladım. Tüm olumsuz düşüncelerimi, olumsuz inançlarımı, kendi potansiyelimi kısıtlayan, çocukluğumdan beri öğrendiğim kendi gerçeğimi bir odanın içine topladım. Tüm geçmiş yaşamım, düşüncelerim, inançlarım arasında günlerce dolaştım. Bu yolculuklarımda kendime nasıl zarar verdiğimi, korkunç mutsuz, umutsuz dünyam için hep başkalarını suçlayıp, kendime nasıl da acıdığımı fark ettim. Olumsuz düşüncelerimin, karamsar bakış açımın neden olduğu mutsuz sonların arasında, zihnimin kocaman neon ışıklarla yanıp sönen, bir ömür yalnızsın dostum, kaderine razı ol, senin gerçeğin bu, sen daha iyisini zaten yapamazdın isimli çıkmaz sokaklarında ağlayarak kayboluyordum. Bu yolculuklardan şimdiye yorgun, karmaşık, fakat her gün biraz daha farkında ve biraz daha kendine güvenli dönüyordum. Düşüncelerimle oluşturduğum bu zindandan çıkma vakti geldiğinde artık hayatımı kontrol etme ve yönlendirme gücümün olduğunun bilincindeydim.
Yeni hayatım için hazırım şimdi. Kendime daha çok güvenen, kendi potansiyelini ve gücünü yeniden keşfetmiş, kendini olduğu gibi kabul eden ve seven biri olarak, kaderimi, her gün hayata duyduğum güvenle, olumlu düşünce ve inançlarımla, sınırsız seçenek, sonsuz çözüm olduğuna inanarak yaratıyorum.
13 Haziran 2014 Cuma
Koçluk Seansı
Başarıya giden ilk adım, yapmayı amaçladığınız şeyin ne olduğunu bilmektir.
Yaşam Koçu, hedefinize giden yolda karşınıza çıkan engelleri kaldırmanıza yardımcı olur. Sizi yolda tutar, sahip olduğunuz potansiyelinizi keşfetmenizi sağlar.
Yaşam Koçu, yapmayı düşünmek ile gerçekten yapmak arasındaki boşluğu kapatır. Hayallerinizi ve kendinizi gerçekleştirmenize yardımcı olur.
Haziran ayı boyunca bir adet ücretsiz seans ile hedefinize ulaşmak için çıktığınız yolculukta, size destek olmak, sizinle birlikte değişmeye ve gelişmeye devam etmek istiyorum.
Eğer siz de Gelişim ve Değişim Dükkanının sunduğu bu değerli hediye ile ilgileniyorsanız lütfen bana mail atarak randevu alınız.
sukranakgunn@hotmail.com
Keyifli yolculuklar, sevgiyle
Yaşam Koçu, hedefinize giden yolda karşınıza çıkan engelleri kaldırmanıza yardımcı olur. Sizi yolda tutar, sahip olduğunuz potansiyelinizi keşfetmenizi sağlar.
Yaşam Koçu, yapmayı düşünmek ile gerçekten yapmak arasındaki boşluğu kapatır. Hayallerinizi ve kendinizi gerçekleştirmenize yardımcı olur.
Haziran ayı boyunca bir adet ücretsiz seans ile hedefinize ulaşmak için çıktığınız yolculukta, size destek olmak, sizinle birlikte değişmeye ve gelişmeye devam etmek istiyorum.
Eğer siz de Gelişim ve Değişim Dükkanının sunduğu bu değerli hediye ile ilgileniyorsanız lütfen bana mail atarak randevu alınız.
sukranakgunn@hotmail.com
Keyifli yolculuklar, sevgiyle
12 Haziran 2014 Perşembe
Hedefler
Belirlediğimiz hedefe ulaşmak için, öncelikle bir yol haritasına ihtiyacımız var. Sekiz-on maddelik gerçekçi bir eylem planı, bizi hedefimize götürür. Bu adımları hiç vakit kaybetmeden eyleme dönüştürmeli ve sürekli değişen şartlara göre belli zamanlarda eylem planımızı güncellemeliyiz. Hedefe ulaşmak için, kendimize sınırsız seçenek ve sonsuz çözüm olduğunu hatırlatmalıyız. Esnek bakış açısını kaybetmemeliyiz. Cesaret ve başaracağımıza yürekten inanç, hedefimize giden yolda güvenle ilerlememizi sağlar. Hedefimize duyduğumuz tutku ne kadar güçlü ise o kadar kolay ulaşırız gitmek istediğimiz yere. Tutku, bu yolda karşımıza çıkacak engelleri yok etmemize yardımcı olacak en güçlü silahımızdır.
Hedefimizin gerçekleştiğini hayal ederek, tutkumuz, cesaretimiz ve kendimize duyduğumuz güçlü inanç ile hayallerimizi ve kendimizi gerçekleştirebiliriz.
Hedefimizin gerçekleştiğini hayal ederek, tutkumuz, cesaretimiz ve kendimize duyduğumuz güçlü inanç ile hayallerimizi ve kendimizi gerçekleştirebiliriz.
Hazine
Size hayatta ne istemediğinizi sorsam, bir sürü şey sıralarsınız hiç düşünmeden. İstemediklerimizi çok net olarak belirler ve çok sık düşünürüz.
Ne istiyorsunuz, gerçekten ne istiyorsunuz diye sorsam. Çoğumuz bilemeyiz, cevaptan çok emin olamayız. Gerçekleşmesini istediğimiz, mucize olmasını beklediğimiz, dileklerimiz vardır.
Ne istemediğimize değil de, hayatta sahip olmak istediklerimize odaklanalım. Olumlu cümlelerle konuşalım kendimizle. Önce dilimizi olumlu, pozitif, iyimser kalıplara dönüştürelim. Sonra düşüncelerimiz de, dilimizle beraber olumlu yönde değişim göstermeye başlar.
Kendimizi eleştiren iç sesimizi dikkatle dinleyelim. Bizi sürekli engelleyen, durduran, yavaşlatan olumsuz düşünceler ile konuşarak uzlaşmayı deneyelim. İç sesimize bizi korumaya çalıştığı için teşekkür edelim. Bizin iyiliğimizi istediğini bildiğimizi, fakat her şeye rağmen denemek istediğimizi söyleyelim. Başarmak için sahip olduğumuz güçlü yönlerimizi, değerlerimizi anlatalım ona. Başarı öykülerimizi hatırlatıp, güvende olduğunu bilmesi için şefkat gösterelim. Özgüvenimizi artırarak bizi engelleyen bu sesleri susturabilir, uzlaşabiliriz.
Define avcısının sahip olduğu haritanın elinizde olduğunu varsayın. En değerli hazineniz değerleriniz, güçlü yönleriniz, potansiyeliniz, olumlu düşünceleriniz. Bu hazineyi keşfedin ve ışıltısı ile dünyanızı aydınlatın
Ne istiyorsunuz, gerçekten ne istiyorsunuz diye sorsam. Çoğumuz bilemeyiz, cevaptan çok emin olamayız. Gerçekleşmesini istediğimiz, mucize olmasını beklediğimiz, dileklerimiz vardır.
Ne istemediğimize değil de, hayatta sahip olmak istediklerimize odaklanalım. Olumlu cümlelerle konuşalım kendimizle. Önce dilimizi olumlu, pozitif, iyimser kalıplara dönüştürelim. Sonra düşüncelerimiz de, dilimizle beraber olumlu yönde değişim göstermeye başlar.
Kendimizi eleştiren iç sesimizi dikkatle dinleyelim. Bizi sürekli engelleyen, durduran, yavaşlatan olumsuz düşünceler ile konuşarak uzlaşmayı deneyelim. İç sesimize bizi korumaya çalıştığı için teşekkür edelim. Bizin iyiliğimizi istediğini bildiğimizi, fakat her şeye rağmen denemek istediğimizi söyleyelim. Başarmak için sahip olduğumuz güçlü yönlerimizi, değerlerimizi anlatalım ona. Başarı öykülerimizi hatırlatıp, güvende olduğunu bilmesi için şefkat gösterelim. Özgüvenimizi artırarak bizi engelleyen bu sesleri susturabilir, uzlaşabiliriz.
Define avcısının sahip olduğu haritanın elinizde olduğunu varsayın. En değerli hazineniz değerleriniz, güçlü yönleriniz, potansiyeliniz, olumlu düşünceleriniz. Bu hazineyi keşfedin ve ışıltısı ile dünyanızı aydınlatın
10 Haziran 2014 Salı
Cesaret
Uzun zamandır çalıştığınız iş yerinden ayrılmak
istiyorsunuz. Her sabah işe giderken ruhunuz sıkılıyor, yaptığınız işi bir
robot gibi yapıyor, enerjinizin her gün daha da tükendiğini, her gün biraz daha
mutsuzlaştığınızı hissediyorsunuz. Ömrünüzün yitip gittiğini düşünüyor fakat
bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyorsunuz.
Uzun zamandır sürdürdüğünüz ilişkinizi bitirmek
istiyorsunuz. Bu ilişkinin sizi tükettiğini düşünüyorsunuz, mutsuz, umutsuz,
yorgun hissediyorsunuz kendinizi. Hayatınızı kontrol edemiyorsunuz. Sahte
gülüşler, maskelerle sürdürmeye çalıştığınız ömrünüz hızla akıp gidiyor,
biliyor fakat değiştirmek için adım atamıyorsunuz.
…
Korkuyorsunuz. Belirsiz gelecek sizi endişelendiriyor.
Güvenli bulduğunuz, sığındınız limanları terk edip, bilinmez denizlere yelken
açmak sizi çok korkutuyor. Ürkekçe adım atmayı planlamayı denediğinizde bile
içinizdeki o ses size; güvenli, bilindik, tanıdık alanda kalmanızı söylüyor.
‘’Başarısız olursun, yapamazsın sen.
Burada bildiğin işi yapıyorsun, garanti bir maaşın var yada daha iyisini
mi bulacaksın, elindeki ile yetin, Katlan
ne olacak’’ diyor. Katlanmak… Hayat bir süre sonra katlandığımız şeylerle
dolup taşıyor. Korkularımız nedeni ile ertelediğimiz hayaller,
gerçekleştiremediğimiz kendimiz olarak sürdürdüğümüz katlanmaya çalıştığımız,
adım atamadığımız için kendini hep tekrar eden bir yaşam. Bir mucize
bekliyoruz, şartların kendiliğinden değişmesini bekliyoruz. Korkularımıza
sımsıkı sarılarak güvenlik alanlarımızda koskoca bir ömrü tüketiyoruz.
Gelecek, belirsizlikler her zaman korkutur. Korkmakta
haklıyız çoğu zaman. Fakat korkularla yüzleşip, korkmamayı öğrenmeyi seçmek ve
hayatlarımızın kontrolünü elimize alıp, yeni başlangıçlar yapmayı seçmek bizim
elimizde. Kolay olacağını söylemiyorum. Çok zor olacak belki, fakat önemli olan buna değer mi?
Yeni bir başlangıç yapmak, korkularla sürdürdüğümüz bir
yaşam yerine, gerçekten istediğimiz gibi yaşamayı seçmek. Katlandığımız bir
yaşam yerine, keyifle, mutlulukla sürdürdüğümüz bir hayatı yaşamak… Buna değer
mi?
Hayallerini gerçekleştirmiş insanlar cesurlardır, korkuları
ile yüzleşirler ve korkulara rağmen, kendilerine olan inançlarına güvenerek
yola devam ederler.
Kendinizi gerçekleştirmek için cesaretle küçük bir adım atın.
Geçmişin Tozlu Yolları
Bazen kendimi geçmişin tozlu sokaklarında buluyorum. Kaybolmuş, yorgun, umutsuz. Avuçlarımda pişmanlıklar sımsıkı tutuyorum. Kalbim öfkeden ağırlaşmış. Öylece duruyorum sokağın ortasında... Sarılıyorum kendime şefkatle, gel diyorum benimle. Birlikte şimdiye gidelim. Şimdide akıyor zaman, orada yaşam var. Güven, huzur orada. Bırak geçmişindeki hüzünlerini, seni yoran, yolundan döndüren kırgınlıklarını. Geçmiş geçti, her zaman da geçecek. Kalbinde şimdinin sıcaklıklığını hisset sadece. Nefes aldığın an, kalbinin attığı an, sahip olduğun tek zaman. Gel birlikte bugüne gidelim. Sevgiyle, umutla, huzurla, güvenle bu anı yaşayalım. Bana ayrılan zaman ne kadar bilmiyorum. Bu güzel dünyada daha ne kadar kalacağım hiç bilemem. Fakat bu zamanı sevgiyle, huzurla yaşamayı seçebilirim. Öfkelerden, hırslardan, kötülükten uzak tutabilirim kalbimi. Yaşama sevinciyle her yeni güne başlayabilir, doğayla, vicdanımla uyumlu bir hayatı seçebilirim herkese ve her şeye rağmen.
Değişim Olmak
‘’Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun’’Gandi
Kendinizle, yaşadığınız olaylarla savaşmayı bırakın. Önce herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeyi deneyin. Savaşmak sadece yorgunluk ve umutsuzluk getirir. Oysa kabullenmek değişimin başlangıcıdır. Kendinizi olduğunuz gibi görün, eksikleriniz ve başaramadıklarınızı eleştirmek yerine sahip olduğunuz güçlü yönlerinizle yapabileceklerinize odaklanın ve nasıl daha iyi yapabileceğinizi ve kendinizi nasıl gerçekleştirebileceğinizi sorun kendinize. Kendinizi olduğunuz gibi kabul ettiğinizde, olmak istediğiniz kişiye dönüşmeniz çok daha kolay olacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























