26 Şubat 2015 Perşembe

Sen ve Ben

Yağmurlu bir cumartesi sabahı masmavi denizi seyrederek yürüyordum. Birden sen geldin aklıma. Tatlı sevdamın hüzünlü sonuydu belki bugünler.

Her düşündüğümde yanaklarımı alev alev yakan, bahar kokularıyla yüreğimi pıt pıt attıran, ruhumu huzurla dolduran, dünyama yepyeni, parlak renkler katan, dostum, sevgilim, elimin devamı sanki eli, ruhumun devamı sanki ruhuyken… bana en yakınken… şimdi merhaba diye başlayan çok uzaklardan gelen cümlelerin ardından görmeye çalışıyoruz birbirimizi. Ne tuhaf bir şey bu. Birlikte bir gelecek kurmaktan bu kadar çok  ‘’korkmak’’ve bugün bu kadar mutluyken, bu kadar bir olmuşken, bu kadar canken… tüm bunlardan vazgeçmeyi göze alabilecek kadar ‘’cesur olmak’’. Daha derin bir bağ kurmak isterken, sahip olduğun en derin bağı yok etmek.

19 Şubat 2015 Perşembe

Şiir Zamanı

Kardeşim
sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
uçak sağ salim inebilsin meydana
doktor gülerek çıksın ameliyattan
kör çocuğun açılsın gözleri
delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken
birbirine kavuşsun yavuklular
düğün dernek yapılsın hem de
susuzluk da suya kavuşsun
ekmek de hürriyete
kardeşim
sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
onların dediği çıkacak
eninde de sonunda da…
Nazım Hikmet
1946
-Şiirler 4/Yatar Bursa Kalesinde-

18 Şubat 2015 Çarşamba

Çınar Ağacı

Yaşamımı hep yolda olmak, yolun tadını çıkarmak, öğrenmek, öğrendiklerimi anlatmak, yolun sonunu düşünmeden, yaşamın sunduklarını olduğu gibi kabul etmek olarak tanımlayabilirim. Fakat bu her zaman çok kolay olmuyor. Endişeler, beklentiler, korkular, kaygılar bazen, yoluma asırlık bir çınar ağacı gibi devriliveriyor. Bu çınar ağacının önündeyim şimdi. Ağaç, nereye gidiyorsun diye sordu bana, gözlerini gözlerimden ayırmadan. Şefkatle karışık korku vardı gözlerinde, belki de gözlerimde… Elimi tuttu. Sıcacık sesiyle yeniledi sorusunu nereye gidiyorsun Şükran? Yüreğimin derinliklerinde yankılandı sesi, çok yakın, çok uzak. Soru geleceğime uzanan bir köprü oldu önümde. Köprü oldukça dardı, tek başıma zorlukla yürüyebilirdim sanırım, yer yer karanlıktı, ürperdim. Cılız, güvensiz sesim nereye gittiğimi sordu, köprüye bakarak.
Bilmiyorum dedim güçlükle, gülümsemeye çalışarak. Kendine güvenen, ne istediğini bilen kendimi aradım etrafta. Önümde dar bir köprü ve yanımda çınar ağacı ve ben öylece duruyoruz. Yürümekten, yolda olmaktan keyif alıyorum ben dedim. Bu sefer sesim daha güçlü çıkmıştı. Yüreğimle buluşmuştu içimdeki ses. Yolun bana sunacaklarına güvenmeyi, yaşadığım her şeyin beni daha iyiye götüren deneyimler olduğuna inanmayı ve yaşamı böyle algılamayı seçiyorum ben uzun zamandır dedim. Biliyorum hayat planlandığı gibi gitmiyor. Gelecek için kaygılanmak bir şeyi değiştirmiyor ve benim buna zaten vaktim de yok. Bugünümü en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum ben.
Ağaç beni dinledi. Bir süre sessizlik oldu. Ben derin derin nefes alırken, bana peki nereye gitmek istiyorsun bu yoldan diye sordu. Hayallerimin peşinden gidiyorum sanırım dedim. Bazen bilinçli, bazen bilinçsiz yürüyorum. Manzaranın tadını çıkarıyorum. Gitmek istediğim bir yer yok. Görmek istediğim dünyalar var.
36 yaşında olmak nasıl bir durum, bana anlatır mısın dedi.

36 sadece bir rakam diye düşündüğümü sanıyordum aslında. Hayatta ne kadar zamandır varolduğumun hesabını tutmayı bıraktım galiba. 36 yaşında olmanın 35 olmaktan ya da 32 olmaktan ne farkı var diye sordum kendime. Evet son yıllarda beden olarak genişlemiştim. Gözaltı kırışıklarım artmıştı. Bu değişikliklerle kendimi daha güzel hissediyorum aslında. Çünkü iç güzelliğimin önemini biliyorum artık. Bedenimde olduğu gibi ruhumda, zihnimde de değişimler oldu elbette. Peki ya anne olmak ister misin diye sordu ağaç birden. Bu soru beni çok şaşırttı. Bu konuyu ne zaman düşünmüş ve bir karara varmıştım bilmiyorum ama uzun zamandır anne olmak istemediğimi söylüyordum. Anne olmak istiyorsan çok az zamanın kaldı. Belki de 36 yaşında olmak bu kararını yeniden gözden geçirmek demektir. Belki sana bunu hatırlatmak için düşüverdim önüne ne dersin dedi ağaç, gözleri sevgiyle doluydu… Benimse gözlerimde yaşlar. ‘’Biraz burada oturabilir miyim, yanında sessizce’’ diye sordum.