30 Aralık 2014 Salı

Fırsatlar

2014 yılının son günlerini yaşıyoruz. Yeni bir yıl gelecek. Ne fark edecek? Sen değişmedikten sonra, her şeyi aynı düşünüp, aynı algıladığın ve aynı davrandığın sürece, yeni yıl sana farklı ne getirebilir?
Bunca koşuşturma, yorgunluk, yoğunluk, mücadelenin ardında ne arıyorsun? Gerçekten neye ihtiyacın var? Kendi içine dönmek neden seni bu kadar korkutuyor? Yeni yılın sana getireceklerini beklemekten vazgeç. Kendini dinle, kendinle kal, kendin ol! O zaman yeni bir yıl gelecek hayatına

Mutlu Yıllar

Yeni yıla girmeye tam on dakika kalmışken, hafızanızı yitirmiş olduğunuzu hayal edin.
Geçmişin tozlu rafları bomboş; biriktirdiğiniz hayal kırıklıkları, kapanmamış yaralarınız, öfkeleriniz, korkularınız, yargılarınız, kalıplarınız, sınırlarınız, düşünceleriniz... sizi tanımladığına inandığınız her şey sizi terk edip gitmiş. Zihninizde kimim ben sorusu ile, sonsuz, zamansız bir ‘’şimdi’’de öylece oturup kaldınız.
Bugüne kadar özenle yaratıp, parlattığınız; korkularınızla, acılarınızla, sınırlarınızla beslenen ''kimliğiniz'' yok olmuş. Planlarınız, hedefleriniz, hırslarınız, savaşlarınız, hayalleriniz, beklentileriniz olmadan siz neye benziyorsunuz bilemiyorsunuz, dünyayı nasıl algılayacaksınız şimdi? Nasıl görünecek yaşamınız size? Bedeninizin içinde oturup dış dünyayı gözlemliyorsunuz.Geçmişten, gelecekten, yarattığınız tüm kimliklerden sıyrılmış olarak şimdiki zamanda oturuyor ve yeni yılın gelmesini bekliyorsunuz,
10, 9, 8… 3, 2, 1.
Sonsuz, zamansız bir ''şimdi'' de yepyeni bir yıl olsun!

25 Aralık 2014 Perşembe

Yüzleşmek

Terk edilmekten, yalnız kalmaktan çok korkuyorum. 
Terk edilirsen ne olur? Yalnız kalmak ne ifade ediyor senin için?
Elbette hayat devam eder, biliyorum yaşamaya devam ederim. Daha önce olduğu gibi yine ayağa kalkarım, güçlüyüm ben. Ölmem ya sonunda… Gülümsüyor.
Zihni konuşuyor. Zihni mantıklı açıklamalar yapıyor. Olması gerekeni anlatıyor bize. Bu sözler korkusunu hafifletmiyordu elbette.
Terk edilmek sana neler hissettiriyor?
Sevilmemek, çaresizlik, öfke, yarım kalmışlık… çok büyük bir acı, acı çekmek istemiyorum daha fazla.
Sevilmediğini hissettiğinde yaşadığın duyguları anlatır mısın bana?
Sevilmeyi hak etmiyorum belki de. Çocukluğumdan beri hep sevgisizlik, yalnızlık hissettim. Ailem tarafından sevilmek için hep yetersiz olduğumu düşündüm. Kendimi sevdirmeye çabaladım sürekli. Çocukluğumu düşündüğümde hep yalnız bir odada ağlarken görüyorum kendimi. Ve şimdi o yalnızlığı yeniden yaşamaktan korkuyorum. Sevgilimin davranışlarını sorguluyorum sürekli. Beni özledi mi, beni seviyor mu, benimle ilgileniyor mu, yoksa ilgisi eskisi gibi değil mi? Beni bırakıp gidecek diye endişe ettikçe ona daha çok yapışıyorum ve berbat göründüğümü fark etsem de engel olamıyorum kendime. Hep benimle olsun, sadece bana zaman ayırsın istiyorum. Benim dışımda keyif aldığı her şeyi tehdit olarak görüyorum. Bu beni öfkelendiriyor. Aciz hissediyorum o zaman kendimi. Çaresizlik ve korkular da hırçınlaştırıyor beni. O zaman ona saldırıp, canını yakmak istiyorum. Çünkü benim içimde bir yer hep acıyor.
Kendini çocukken ağlarken gördüğün odaya gider misin şimdi? Orada ağlayan küçük çocuğun yanına otur şimdi. Onu izle. Şimdi sen yetişkinsin. Lütfen ağlayan o çocukla konuş. Ona neler söylemek istiyorsun?
Ona sarılıyorum. Lütfen ağlama, ben yanındayım. Biz birlikteyiz. Seni her zaman koruyacağım. Sana çok iyi bakacağım. Acını anlıyorum. Seni çok seviyorum. O zaman sevilmediğini, seninle yeterince ilgilenilmediğini düşündün. Yalnızlık, çaresizlik hissettin. Oysa şimdi seni en çok seven ben varım, arkadaşların var, ailen de seni seviyor biliyorsun. O günler geride kaldı artık. Artık yetişkin olarak kurduğum ilişkilerime lütfen karışma, bozmaya çalışma ilişkilerimi. İzin ver ben kendim için en iyisini bulayım.
Şimdi ne hissediyorsun? Artık ilişkilerinde bir yetişkin olarak kendini konumlandırmaya, tüm duygu birikimlerini geride bırakıp, her şeyden bağımsız olarak durumları değerlendirmeye ve kendin için en uygun çözümleri bulmaya hazır mısın?

2014'e Veda

Bende nasıl bir tat bıraktığını anlatarak veda etmek istiyorum 2014 yılına…
2014 yılı hayatımın en güzel, en keyifli geçen yılı oldu. İhtiyacımın dinginlik olduğunu fark ettiğimde bana artık iyi gelmeyen, beni mutsuz eden, agresif hale getiren işimden ayrıldım. Dinlenmek istedim. Keyifli yürüyüşler yaptım. Koskoca bir günün tadını çıkardım, ilkbaharın coşkusunu yaşadım. Yazılar yazdım. Koçluk seansları ile yeni insanlarla tanışıp, yepyeni dünyalar keşfettim. Bilmediğim sokaklarında yürüyüp, görmek istediğim şehirlerin yaşamlarını, kültürlerini içime çektim. Yeni yerler gördükçe; öğrendim, büyüdüm, esnedim, geliştim. Başka yaşamlara seyahatler için yeni planlar yaptım. Ucuz biletler kovaladım. Gördüm ki çok para gerekmiyor mutlu olmak için, huzurlu bir gülümseme için…
Beni en iyi tanımlayanın öğrenmek ve öğrendiklerini başka insanlarla paylaşarak, onların hayatlarında ufacık bir fark yaratabilme isteği olduğunu keşfettim. Kendimi sürekli geliştirmek ve başkalarına daha da faydalı olabilmek için eğitimler aldım. Kendimi dinlemeyi, meditasyon yapmayı, zihnimi susturmayı öğrendim. Gördüğüm dünyamın, benim algım olduğunun, sınırları benim koyduğumun, aslında tüm tanımlamalardan bağımsız bir ben olduğunun farkındalığı; bana, daha yolun başında olduğumu ve önümde uzun, keyifli bir yol olduğunu gösterdi. Kişisel gelişim, vazgeçilmezlerim listesinde yerini aldı.
Tam da olduğum halimin kusursuz olduğuna inandım. Kendimi olduğum gibi sevmenin, ‘’şimdi ve burada’’ olmanın mucizelerini keşfettim. Kendimi sevdikçe, kendimi onayladıkça daha çok sevildim. Korkularımdan kurtuldum. Kendim oldum ve daha derin, daha özgür ilişkiler yaşadım. İç huzurum, dengem hep benimleydi. Sahip olduğum her şey için şükrettim ve bu güzellikler yüzümü gülümsetti. Hayatın bana getirdikleriyle savaşmayı bıraktım. Her şeyi olduğu gibi görüp, kabul etmeyi öğrendim. Böylece daha esnek, daha özgür ve daha güvenli oldum.
Yargılamayı bıraktım önce kendimi, sonra her şeyi, herkesi. Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyledir deyip yoluma devam ettim.
Sadece yolda olmanın tadını çıkardım. Her şeyin gelip geçici olduğunu, her şeyin her an değiştiğini öğrendim. Yaşadığım iyi ve kötü her şey yaşamdı..
Geçmiş ve gelecekten bağımsız sahip olduğum en değerli anın ‘’şimdi’’ olduğunun bilincinde sevgiyle, şefkatle devam edeceğim yaşam yolculuğuma.

24 Aralık 2014 Çarşamba

Yeni Yıl

Bu yıl da her yıl olduğu gibi yeni yıldan harika şeyler bekliyorsunuz. Beklediğiniz sevgili çıkıp gelecek belki, harika bir iş teklifi alacaksınız ya da maaşınıza zam gelecek, hep hayal ettiğiniz araba, ev sizin olacak 2015’te. Büyük ikramiye size çıkacak bu yeni yılda. Hayalleriniz var gerçekleştirmek istediğiniz, hep doğru zaman geldiğinde atmayı planladığınız, sürekli ertelediğiniz adımlarınız var. 2015 yepyeni bir yıl ve siz bu yeni yılın size yeni bir yaşam getirirken, sizdeki tüm sıkıntıları, dertleri, sorunları da alıp götürmesini bekliyorsunuz öyle mi?
Geçmişteki yaşanmışlıkların korkularını, pişmanlıklarını, öfkelerini biriktirirken bugün, gelecek yarınların bizi tüm bunlardan kurtaracağına dair umutlar besliyoruz. Yarın her şey farklı olacak. 2015 bize arzu ettiğimiz her şeyi sunacak. Dilerim 2015 tüm dünyaya güzellikler getirir...
Dileklerimizin gerçekleşmesi için bizim değişimi istememiz ve bunun için önce kendimizi olduğumuz gibi görüp, kabul edip sonra da ruhumuzun gerçek ihtiyaçlarını belirlememiz gerekiyor. Daha iyi bir iş, daha güzel bir araba gibi maddi ihtiyaçlarımızın karşılanması bize sadece kısa süreli, geçici mutluluklar verir. Bizim şimdi ve burada olmaya, zihnimizin yarattığı korkulardan, yargılardan, sınırlardan kurtulmaya ihtiyacımız var.
Siz geçmişte yaşamaya devam ettiğiniz sürece, her şeyi aynı yapmaya devam ettiğiniz sürece ve aynı gözlerle dünyayı algılamaya devam ettiğinizde; tarihler değişecek sadece, birbirinin aynı günler, haftalar, aylar ve yıllar yaşamaya devam edeceksiniz. Yeni yıl siz değiştiğinizde, farkında olduğunuzda, kendinizi dinlediğinizde gelecek!

Sınırlar

Küçücük bir çocukken sevilmek, onay görmek, beğenilmek, ödüllendirilmek gibi ihtiyaçlarla sınırlar koymaya başlarız kendimize. Doğduğumuz toplum, büyüdüğümüz aile, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz her birinin etkisi ile bilinçsizce oluştururuz sınırlarımızı. Etrafımız tarafından onay görmeyen davranışlarımızı, düşüncelerimizi yok sayarak, kendimizi sevdirmemiz gerektiğiniz öğreniriz. Koyduğumuz sınırlarla tanımlamaya başlarız kendimizi. Ailemize göre yeterince başarılı değilsek başarısız biri olduğumuza inanmaya başlarız. Çocukluğumuzda öğrendiğimiz gibi, yetişkin bir birey olduğumuz halde kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya devam edip, içimizdeki başarısızlık inancımızı desteklemeye, büyütmeye çalışırız. Yeterince sevilmediğimizi düşünüyorsak, sevgi eksikliğimizi tüm yaşamımıza yansıtır ve her ilişkimizde içimizdeki sevgi açlığına karşılık bulmaya çalışırız çaresizce. Çocukken ailemiz tarafından yeterince sevgi görmediğimize inandıysak, sevilmeyi hak etmediğimizi yaratır zihnimiz. Umutsuzca, çaresizce sevilmek için kendimiz olmayı bırakır, karşımızdaki kişilere bağımlı ilişkiler yaşamaya başlarız. Farkına bile varmadan yarattığımız sınırlar içinde bir kimlik yaratmış oluruz kendimize. Kendimizi bu sınırlar içine hapseder ve kendi kendimize koyduğumuz bu sınırların dışına çıkmanın mümkün olmadığına inanırız. Çocukken öğrendiğimiz tüm bu bilgilerle ve biriktirdiğimiz tüm duygularla yetişkin olarak yaşamaya çalışırız. Bu sınırların işe yaramadığını, öğrendiğimiz bu düşünce, inanç kalıplarının artık bize hizmet etmediğini fark edip, bu döngüyü kırmadığımız sürece, yarattığımız bu zindanda yaşamaya mecbur bırakırız kendimizi. Oysa özgürleşmek için kendimizi tüm bu kalıplardan, sınırlardan bağımsız olarak yeniden tanımlamaya ihtiyacımız var. Bir yetişkin olarak içimizdeki çocukla buluşmaya ihtiyacımız var. Oçocuğa güvende olduğunu, sevildiğini hissettirmemiz gerek. Bir yetişkin olarak içimizdeki çocuğun ailesi, arkadaşı her şeyi olmalı ve onun yaralarını sarmalıyız. O zaman sadece kendiniz olacaksınız ve bunun harika olduğunu keşfedeceksiniz.