Ben doğada yürüyüşler yapmayı, yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. Ruhuma çok iyi geliyor. Doğa beni dinlendiriyor, yavaşlatıyor, şimdiki zamanla bir olmamı sağlıyor. Öğrenmek hayatı yakalamak gibi, bilmezsem, görmezsem eksik kalırmışım gibi. Öğrendikçe, yeni şehirler gördükçe tamamlanıyorum sanki.
Ruhunuza iyi gelen şeyi bulun. Ruhunuzun beslendiğini hissedin. Ruhunuza vitrinde gördüğünüz elbiseyi almak, arabanızı değiştirmek iyi gelmez aslından. Anlık kısacık kandırmaca mutluluklardır onlar. Sahip olursunuz, alışırsınız. Biter ve daha fazlasını istersiniz. Oysa gerçekten sizin neye ihtiyacınız var? Onu keşfedin... Sonsuz mutluluk, denge, özgürlük sizindir.
Keşfetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Keşfetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2014 Çarşamba
Ruhunun Neye İhtiyacı Var
Kendinle Buluşmak
Birini gerçekten sevebilmek ve biri tarafından sevilmek istiyordum. Sevginin benim için beklentilerden, kurallardan oluşan bir liste olduğunu fark ettiğim zaman tüm bildiklerimi, yaşadıklarımdan biriktirdiğim duyguları bir kenara bırakıp sevgiyi bugün, şimdi yeniden tanımlamam ve yeniden öğrenmem gerektiğini anladım. Bu anlayış iç dünyama açılan en önemli kapılardan biriydi. Sevgiye ait tüm fikirlerim; çocuklukta, büyüme çağında öğrendiklerimdi. Seyrettiğim romantik komedi filmlerinde ve okuduğum pembe dizi kitaplarda bulduklarımdı. Yaşadığım hayal kırıklıklarından biriktirdiğim güvensizliklerdi. Hayatımın anlamı dediğim ‘’sevgi’’ aslında derinlikten, gerçek benden bu kadar uzakken ben elbette mutlu olamıyor ve kendimi sürekli huzursuz hissediyordum. Sevgiyi yeniden tanımlamak için çıktığım bu yolculukta kendimle buluştum. Kendimle zaman geçirdim. İçimdeki tüm sesleri dinledim. O sesleri tanıdım. Seslerin hepsi benim sandım başta, sonra yavaş yavaş sesler başkalaşmaya başladılar. Bazen annemdi konuşan, beni yargılayan, eleştiren, daha iyi olmamı isteyen, beni başkalarıyla kıyaslayan… O sesin bana ait olmadığını fark ettiğimde hafiflemeye başladım. Sesi dinliyor ve onunla konuşuyordum. Yavaş yavaş o sesle uzlaşmaya başladık. O da beni anlamaya başladı, bana hak verdi. Artık eskisi gibi canımı acıtmamaya başladı. Daha memnundu şimdi benden, daha tatlı tatlı konuşuyor, beni eleştirmiyordu. Hevesle nasıl daha iyi yapabiliriz o zaman diyordu bana. Ses dönüşmüştü. İşte şimdi benim sesimdi!
Yaşadığım toplumun sesleri vardı içimde, kalabalık bir grup. Arkadaşlar, akrabalar, komşular. Gürültü yapıyorlardı. Sesleri dinledim. Çoğu bana ait değildi. Beni daha fazla baskı altına alıp, yük olmalarına izin veremezdim. Çoğu sesten tamamen kurtuldum. Beni asla yansıtmayan düşüncelerdi onlar. Bazı seslerle yine sevgiyle vedalaştık ya da uzlaştık. Şimdi daha az ses vardı zihnimde. En önemlisi konuşan iç sesim artık bana aitti. Beni yansıtıyordu. İç sesle uyum içinde oldukça daha çok sevmeye başladım kendimi. Daha çok güvende hissetmeye başladım. Beni korumaya çalıştığını bildiğim fakat artık benim iyiliğim, mutluluğum için hiç faydası olmayan o seslerden kurtuldukça daha dengeli olduğumu fark ediyordum. Denge ne güzel bir şeymiş böyle…
Kendimle kaldıkça içimdeki çocuğun sevgiye nasıl ihtiyacı olduğunu da keşfediyordum. Hep başkalarında aradığım sevgiyi aslında kendime hiç vermediğim ve bunun farkında bile olmadığım gerçeğiyle yüzleşmek hem acı vericiydi hem de umut verici. Kendimi daha iyi tanımak için ruhumda gezindim uzun bir süre. Sahip olduğum hazinem her gün biraz daha değerli hale geldi. Sonunda ruhumun ışığı yolumu aydınlatmaya başladı. İçim sevgiyle doldu. Kendimi sevmek için, kendimi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, yanlış ve doğru her şeyimle kabul ettim. Ben böyleyim, ben buyum demedim asla. Ben kendimi her gün tanıyorum, her gün değiştiriyorum ve her gün yenileniyorum dedim. Dün öyle davranmış olsam, öyle düşünmüş olsam bile bugün yeni bir gün ve yepyeni gözlerle hayata bakabilirim dedim. Mucizenin aslında içimde saklı olduğunu keşfettim.
İçimdeki çocuk artık kendini değersiz, yetersiz hissetmiyor. Değerli olmak için başarılı, zengin, güzel... olması gerekmediğini biliyor. İçimdeki çocuk kendini değerli ve güvende hissediyor. Korkmuyor ve kaygı duymuyor artık sevilmemekten ya da terk edilmekten.
Kendinizle bağlantılı olmadığınızda, kendi değerinizin bilincinde olmayıp, kendinize sevgi ve şefkat göstermediğinizde, iç seslerinizi duymazdan geldiğinizde başka birini çaresizce, öfkeyle, çok beklentilerle seversiniz. Onun verdiği sevgi size hiç yetmez. Hiç güvenemezsiniz ona. Her an sizi terk edip gidebilir, yapayalnız, çaresiz kalırsınız diye ödünüz kopar. Sizin kendinize duymadığınız sevgiyi de ondan beklersiniz çünkü. Siz kendinizi tanımıyorken onun sizi tanımasını, sizi anlamlı kılmasını istersiniz. Sevgiye açlığınız doyurulamayacak haldedir. Alıngan, kırılgan, her an tedirgin, saldırılara açık, savaş pozisyonunda beklersiniz. Bu hem sizi hem de karşınızdakini yorar. Korkularınızla, panikle konuşur, davranırsınız. Sonra özürler diler, aslında öyle demek istemediğinizi, öyle biri olmadığınızı anlatmaya çalışır, daha da ezilir ve değersizleştirirsiniz kendinizi, gözünüzde. Değersizliğinize inandığınız için çevrenizde olup biten her şeyin sizi ruhunuzdaki o sevgisizliğe götürdüğüne inanırsınız. Sevgi açlığınız sizi saldırgan ve öfkeli kılar. Kontrol edemezsiniz.
Siz kendinizi tanımak, kendi ruhunuza dokunmak için yolculuğa çıkmadığınız sürece bu döngü hep devam eder. Siz içinizde hep kocaman bir boşluk, tarif edilemez bir karanlık, huzursuzluk içinde yaşar durursunuz.
Değişim emek ister, zaman alır. Fakat her şeye değer.
Yaşadığım toplumun sesleri vardı içimde, kalabalık bir grup. Arkadaşlar, akrabalar, komşular. Gürültü yapıyorlardı. Sesleri dinledim. Çoğu bana ait değildi. Beni daha fazla baskı altına alıp, yük olmalarına izin veremezdim. Çoğu sesten tamamen kurtuldum. Beni asla yansıtmayan düşüncelerdi onlar. Bazı seslerle yine sevgiyle vedalaştık ya da uzlaştık. Şimdi daha az ses vardı zihnimde. En önemlisi konuşan iç sesim artık bana aitti. Beni yansıtıyordu. İç sesle uyum içinde oldukça daha çok sevmeye başladım kendimi. Daha çok güvende hissetmeye başladım. Beni korumaya çalıştığını bildiğim fakat artık benim iyiliğim, mutluluğum için hiç faydası olmayan o seslerden kurtuldukça daha dengeli olduğumu fark ediyordum. Denge ne güzel bir şeymiş böyle…
Kendimle kaldıkça içimdeki çocuğun sevgiye nasıl ihtiyacı olduğunu da keşfediyordum. Hep başkalarında aradığım sevgiyi aslında kendime hiç vermediğim ve bunun farkında bile olmadığım gerçeğiyle yüzleşmek hem acı vericiydi hem de umut verici. Kendimi daha iyi tanımak için ruhumda gezindim uzun bir süre. Sahip olduğum hazinem her gün biraz daha değerli hale geldi. Sonunda ruhumun ışığı yolumu aydınlatmaya başladı. İçim sevgiyle doldu. Kendimi sevmek için, kendimi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, yanlış ve doğru her şeyimle kabul ettim. Ben böyleyim, ben buyum demedim asla. Ben kendimi her gün tanıyorum, her gün değiştiriyorum ve her gün yenileniyorum dedim. Dün öyle davranmış olsam, öyle düşünmüş olsam bile bugün yeni bir gün ve yepyeni gözlerle hayata bakabilirim dedim. Mucizenin aslında içimde saklı olduğunu keşfettim.
İçimdeki çocuk artık kendini değersiz, yetersiz hissetmiyor. Değerli olmak için başarılı, zengin, güzel... olması gerekmediğini biliyor. İçimdeki çocuk kendini değerli ve güvende hissediyor. Korkmuyor ve kaygı duymuyor artık sevilmemekten ya da terk edilmekten.
Kendinizle bağlantılı olmadığınızda, kendi değerinizin bilincinde olmayıp, kendinize sevgi ve şefkat göstermediğinizde, iç seslerinizi duymazdan geldiğinizde başka birini çaresizce, öfkeyle, çok beklentilerle seversiniz. Onun verdiği sevgi size hiç yetmez. Hiç güvenemezsiniz ona. Her an sizi terk edip gidebilir, yapayalnız, çaresiz kalırsınız diye ödünüz kopar. Sizin kendinize duymadığınız sevgiyi de ondan beklersiniz çünkü. Siz kendinizi tanımıyorken onun sizi tanımasını, sizi anlamlı kılmasını istersiniz. Sevgiye açlığınız doyurulamayacak haldedir. Alıngan, kırılgan, her an tedirgin, saldırılara açık, savaş pozisyonunda beklersiniz. Bu hem sizi hem de karşınızdakini yorar. Korkularınızla, panikle konuşur, davranırsınız. Sonra özürler diler, aslında öyle demek istemediğinizi, öyle biri olmadığınızı anlatmaya çalışır, daha da ezilir ve değersizleştirirsiniz kendinizi, gözünüzde. Değersizliğinize inandığınız için çevrenizde olup biten her şeyin sizi ruhunuzdaki o sevgisizliğe götürdüğüne inanırsınız. Sevgi açlığınız sizi saldırgan ve öfkeli kılar. Kontrol edemezsiniz.
Siz kendinizi tanımak, kendi ruhunuza dokunmak için yolculuğa çıkmadığınız sürece bu döngü hep devam eder. Siz içinizde hep kocaman bir boşluk, tarif edilemez bir karanlık, huzursuzluk içinde yaşar durursunuz.
Değişim emek ister, zaman alır. Fakat her şeye değer.
Etiketler:
değer,
değişim,
denge,
farkındalık,
ilişkiler,
kabullenmek,
Keşfetmek,
korku,
Mucize,
yenilenme
11 Kasım 2014 Salı
Sınırlar
Yoga yaparken bazen bedenim o pozun içinde çok rahat olsa bile iç sesim çok panik ve korkmuş halde konuşmaya başlıyor. Şimdi belini kıracaksın, bu hareketi yapamazsın sen, hemen kalk yoksa sakatlanacaksın, hatta öleceksin. Kalbim çok hızlı çarpmaya başlıyor. Her şey çok normal ve çok doğal ilerlerken alışkın olduğum düşünceler virüs gibi doluşuveriyor zihnime. Beni korumak istiyor aslında. Daha önce yapmadığım ve koyduğum sınırlarla asla yapamayacağıma inandığım şeylere karşı savunmaya çalışıyor beni. Konuşan çok tanıdık bu iç sesimi duyuyorum fakat ona bunu yapabileceğimi, korkmadığımı söylüyorum. Herkesin yapabildiğini benim de yapabileceğime inanmasını istiyorum. Kalp atışlarım yavaşlıyor. Ses susuyor ve ben bedenimin içinde biraz daha özgür hissediyorum şimdi kendimi. Yolculuk devam ediyor...
1 Ekim 2014 Çarşamba
Yaşamak
Bugün yaşamı olduğu gibi kabul edelim ve kucaklayalım.
Yaşamanın doğal yansımaları olan gözaltı kırışıklıklarımızı, saçlarımıza düşen akları, ''yerçekimine yenik düşen'' bedenlerimizi sevgiyle kabul edelim. Yaşanmış yılların, tatlı, acı anılarımızın izlerine saygıyla, şefkatle dokunup, teşekkür edelim bizi biz yapan her şeye. Sağlıklı beslenelim, spor yapalım, kendimizi zinde, enerjik hissedelim. Ruhumuzun enerjisini hep taze, genç tutalım. Her gün yenilenelim. Dünyada kaç senedir var olduğumuzu umursamak, kaç yaşında göründüğümüz üzerine düşünmek yerine ne kadar çok değerli anlarımız var, ne kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz, kendimizi ne kadar gerçekleştirdik, kendimize nasıl görünüyoruz aslında, ruhumuz ne kadar yorgun, bedenimizi ne kadar eleştiriyoruz … Bunları düşünelim.
Doğum, yaşam, ölüm döngüsünde her şey geçici, her şey değişiyor. Biz de değişiyoruz. Mevsimlerin değişimi gibi bedenimizin değişimi de doğal olan, sağlıklı olan süreç. Değişimleri sevgiyle kabul edip, hoş geldin diyelim ve şükredelim.
Yaşamanın doğal yansımaları olan gözaltı kırışıklıklarımızı, saçlarımıza düşen akları, ''yerçekimine yenik düşen'' bedenlerimizi sevgiyle kabul edelim. Yaşanmış yılların, tatlı, acı anılarımızın izlerine saygıyla, şefkatle dokunup, teşekkür edelim bizi biz yapan her şeye. Sağlıklı beslenelim, spor yapalım, kendimizi zinde, enerjik hissedelim. Ruhumuzun enerjisini hep taze, genç tutalım. Her gün yenilenelim. Dünyada kaç senedir var olduğumuzu umursamak, kaç yaşında göründüğümüz üzerine düşünmek yerine ne kadar çok değerli anlarımız var, ne kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz, kendimizi ne kadar gerçekleştirdik, kendimize nasıl görünüyoruz aslında, ruhumuz ne kadar yorgun, bedenimizi ne kadar eleştiriyoruz … Bunları düşünelim.
Doğum, yaşam, ölüm döngüsünde her şey geçici, her şey değişiyor. Biz de değişiyoruz. Mevsimlerin değişimi gibi bedenimizin değişimi de doğal olan, sağlıklı olan süreç. Değişimleri sevgiyle kabul edip, hoş geldin diyelim ve şükredelim.
Etiketler:
deneyim,
denge,
Keşfetmek,
olmak,
Yaşam koçu
12 Haziran 2014 Perşembe
Hazine
Size hayatta ne istemediğinizi sorsam, bir sürü şey sıralarsınız hiç düşünmeden. İstemediklerimizi çok net olarak belirler ve çok sık düşünürüz.
Ne istiyorsunuz, gerçekten ne istiyorsunuz diye sorsam. Çoğumuz bilemeyiz, cevaptan çok emin olamayız. Gerçekleşmesini istediğimiz, mucize olmasını beklediğimiz, dileklerimiz vardır.
Ne istemediğimize değil de, hayatta sahip olmak istediklerimize odaklanalım. Olumlu cümlelerle konuşalım kendimizle. Önce dilimizi olumlu, pozitif, iyimser kalıplara dönüştürelim. Sonra düşüncelerimiz de, dilimizle beraber olumlu yönde değişim göstermeye başlar.
Kendimizi eleştiren iç sesimizi dikkatle dinleyelim. Bizi sürekli engelleyen, durduran, yavaşlatan olumsuz düşünceler ile konuşarak uzlaşmayı deneyelim. İç sesimize bizi korumaya çalıştığı için teşekkür edelim. Bizin iyiliğimizi istediğini bildiğimizi, fakat her şeye rağmen denemek istediğimizi söyleyelim. Başarmak için sahip olduğumuz güçlü yönlerimizi, değerlerimizi anlatalım ona. Başarı öykülerimizi hatırlatıp, güvende olduğunu bilmesi için şefkat gösterelim. Özgüvenimizi artırarak bizi engelleyen bu sesleri susturabilir, uzlaşabiliriz.
Define avcısının sahip olduğu haritanın elinizde olduğunu varsayın. En değerli hazineniz değerleriniz, güçlü yönleriniz, potansiyeliniz, olumlu düşünceleriniz. Bu hazineyi keşfedin ve ışıltısı ile dünyanızı aydınlatın
Ne istiyorsunuz, gerçekten ne istiyorsunuz diye sorsam. Çoğumuz bilemeyiz, cevaptan çok emin olamayız. Gerçekleşmesini istediğimiz, mucize olmasını beklediğimiz, dileklerimiz vardır.
Ne istemediğimize değil de, hayatta sahip olmak istediklerimize odaklanalım. Olumlu cümlelerle konuşalım kendimizle. Önce dilimizi olumlu, pozitif, iyimser kalıplara dönüştürelim. Sonra düşüncelerimiz de, dilimizle beraber olumlu yönde değişim göstermeye başlar.
Kendimizi eleştiren iç sesimizi dikkatle dinleyelim. Bizi sürekli engelleyen, durduran, yavaşlatan olumsuz düşünceler ile konuşarak uzlaşmayı deneyelim. İç sesimize bizi korumaya çalıştığı için teşekkür edelim. Bizin iyiliğimizi istediğini bildiğimizi, fakat her şeye rağmen denemek istediğimizi söyleyelim. Başarmak için sahip olduğumuz güçlü yönlerimizi, değerlerimizi anlatalım ona. Başarı öykülerimizi hatırlatıp, güvende olduğunu bilmesi için şefkat gösterelim. Özgüvenimizi artırarak bizi engelleyen bu sesleri susturabilir, uzlaşabiliriz.
Define avcısının sahip olduğu haritanın elinizde olduğunu varsayın. En değerli hazineniz değerleriniz, güçlü yönleriniz, potansiyeliniz, olumlu düşünceleriniz. Bu hazineyi keşfedin ve ışıltısı ile dünyanızı aydınlatın
10 Haziran 2014 Salı
Değişim Olmak
‘’Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun’’Gandi
Kendinizle, yaşadığınız olaylarla savaşmayı bırakın. Önce herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeyi deneyin. Savaşmak sadece yorgunluk ve umutsuzluk getirir. Oysa kabullenmek değişimin başlangıcıdır. Kendinizi olduğunuz gibi görün, eksikleriniz ve başaramadıklarınızı eleştirmek yerine sahip olduğunuz güçlü yönlerinizle yapabileceklerinize odaklanın ve nasıl daha iyi yapabileceğinizi ve kendinizi nasıl gerçekleştirebileceğinizi sorun kendinize. Kendinizi olduğunuz gibi kabul ettiğinizde, olmak istediğiniz kişiye dönüşmeniz çok daha kolay olacaktır.
Keşfet Kendini
Kendini sevmekle başlar her şey.
Sevmek için olduğu gibi kabullenmek gerekir her şeyi, herkesi, dünü, bugünü, yarını, dünyayı.
Yolculuğumuza önce kendimizle yüzleşerek başlayalım. Hatalarımız elbette var, bundan sonra da olacak. Pişmanlıklarımız var. Bundan sonra pişmanlıklarımızı azaltmak için neler yapabiliriz ona bakalım. Önce kendimizi olduğumuz gibi görelim. Olmak istediğimiz yada olmamız gerektiği gibi değil. Sadece kendinlesin şimdi. Hatalarınla, pişmanlıklarınla, korkularınla, öfkelerinle her şeyinle olduğun gibi şefkatle kucakla kendini. Kim olduğunu bil önce, kabul et kendini şefkatle, anlayışla. O zaman huzur dolacaksın ve o zaman başlayacak değişim yolculuğun. Şimdi, hemen! Yüzleş içindeki senle, keşfet kendini.
Sevmek için olduğu gibi kabullenmek gerekir her şeyi, herkesi, dünü, bugünü, yarını, dünyayı.
Yolculuğumuza önce kendimizle yüzleşerek başlayalım. Hatalarımız elbette var, bundan sonra da olacak. Pişmanlıklarımız var. Bundan sonra pişmanlıklarımızı azaltmak için neler yapabiliriz ona bakalım. Önce kendimizi olduğumuz gibi görelim. Olmak istediğimiz yada olmamız gerektiği gibi değil. Sadece kendinlesin şimdi. Hatalarınla, pişmanlıklarınla, korkularınla, öfkelerinle her şeyinle olduğun gibi şefkatle kucakla kendini. Kim olduğunu bil önce, kabul et kendini şefkatle, anlayışla. O zaman huzur dolacaksın ve o zaman başlayacak değişim yolculuğun. Şimdi, hemen! Yüzleş içindeki senle, keşfet kendini.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



