korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2014 Çarşamba

Kendinle Buluşmak

Birini gerçekten sevebilmek ve biri tarafından sevilmek istiyordum. Sevginin benim için beklentilerden, kurallardan oluşan bir liste olduğunu fark ettiğim zaman tüm bildiklerimi, yaşadıklarımdan biriktirdiğim duyguları bir kenara bırakıp sevgiyi bugün, şimdi yeniden tanımlamam ve yeniden öğrenmem gerektiğini anladım. Bu anlayış iç dünyama açılan en önemli kapılardan biriydi. Sevgiye ait tüm fikirlerim; çocuklukta, büyüme çağında öğrendiklerimdi. Seyrettiğim romantik komedi filmlerinde ve okuduğum pembe dizi kitaplarda bulduklarımdı. Yaşadığım hayal kırıklıklarından biriktirdiğim güvensizliklerdi. Hayatımın anlamı dediğim ‘’sevgi’’ aslında derinlikten, gerçek benden bu kadar uzakken ben elbette mutlu olamıyor ve kendimi sürekli huzursuz hissediyordum. Sevgiyi yeniden tanımlamak için çıktığım bu yolculukta kendimle buluştum. Kendimle zaman geçirdim. İçimdeki tüm sesleri dinledim. O sesleri tanıdım. Seslerin hepsi benim sandım başta, sonra yavaş yavaş sesler başkalaşmaya başladılar. Bazen annemdi konuşan, beni yargılayan, eleştiren, daha iyi olmamı isteyen, beni başkalarıyla kıyaslayan… O sesin bana ait olmadığını fark ettiğimde hafiflemeye başladım. Sesi dinliyor ve onunla konuşuyordum. Yavaş yavaş o sesle uzlaşmaya başladık. O da beni anlamaya başladı, bana hak verdi. Artık eskisi gibi canımı acıtmamaya başladı. Daha memnundu şimdi benden, daha tatlı tatlı konuşuyor, beni eleştirmiyordu. Hevesle nasıl daha iyi yapabiliriz o zaman diyordu bana. Ses dönüşmüştü. İşte şimdi benim sesimdi!
Yaşadığım toplumun sesleri vardı içimde, kalabalık bir grup. Arkadaşlar, akrabalar, komşular. Gürültü yapıyorlardı. Sesleri dinledim. Çoğu bana ait değildi. Beni daha fazla baskı altına alıp, yük olmalarına izin veremezdim. Çoğu sesten tamamen kurtuldum. Beni asla yansıtmayan düşüncelerdi onlar. Bazı seslerle yine sevgiyle vedalaştık ya da uzlaştık. Şimdi daha az ses vardı zihnimde. En önemlisi konuşan iç sesim artık bana aitti. Beni yansıtıyordu. İç sesle uyum içinde oldukça daha çok sevmeye başladım kendimi. Daha çok güvende hissetmeye başladım. Beni korumaya çalıştığını bildiğim fakat artık benim iyiliğim, mutluluğum için hiç faydası olmayan o seslerden kurtuldukça daha dengeli olduğumu fark ediyordum. Denge ne güzel bir şeymiş böyle…
Kendimle kaldıkça içimdeki çocuğun sevgiye nasıl ihtiyacı olduğunu da keşfediyordum. Hep başkalarında aradığım sevgiyi aslında kendime hiç vermediğim ve bunun farkında bile olmadığım gerçeğiyle yüzleşmek hem acı vericiydi hem de umut verici. Kendimi daha iyi tanımak için ruhumda gezindim uzun bir süre. Sahip olduğum hazinem her gün biraz daha değerli hale geldi. Sonunda ruhumun ışığı yolumu aydınlatmaya başladı. İçim sevgiyle doldu. Kendimi sevmek için, kendimi iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, yanlış ve doğru her şeyimle kabul ettim. Ben böyleyim, ben buyum demedim asla. Ben kendimi her gün tanıyorum, her gün değiştiriyorum ve her gün yenileniyorum dedim. Dün öyle davranmış olsam, öyle düşünmüş olsam bile bugün yeni bir gün ve yepyeni gözlerle hayata bakabilirim dedim. Mucizenin aslında içimde saklı olduğunu keşfettim.
İçimdeki çocuk artık kendini değersiz, yetersiz hissetmiyor. Değerli olmak için başarılı, zengin, güzel... olması gerekmediğini biliyor. İçimdeki çocuk kendini değerli ve güvende hissediyor. Korkmuyor ve kaygı duymuyor artık sevilmemekten ya da terk edilmekten.
Kendinizle bağlantılı olmadığınızda, kendi değerinizin bilincinde olmayıp, kendinize sevgi ve şefkat göstermediğinizde, iç seslerinizi duymazdan geldiğinizde başka birini çaresizce, öfkeyle, çok beklentilerle seversiniz. Onun verdiği sevgi size hiç yetmez. Hiç güvenemezsiniz ona. Her an sizi terk edip gidebilir, yapayalnız, çaresiz kalırsınız diye ödünüz kopar. Sizin kendinize duymadığınız sevgiyi de ondan beklersiniz çünkü. Siz kendinizi tanımıyorken onun sizi tanımasını, sizi anlamlı kılmasını istersiniz. Sevgiye açlığınız doyurulamayacak haldedir. Alıngan, kırılgan, her an tedirgin, saldırılara açık, savaş pozisyonunda beklersiniz. Bu hem sizi hem de karşınızdakini yorar. Korkularınızla, panikle konuşur, davranırsınız. Sonra özürler diler, aslında öyle demek istemediğinizi, öyle biri olmadığınızı anlatmaya çalışır, daha da ezilir ve değersizleştirirsiniz kendinizi, gözünüzde. Değersizliğinize inandığınız için çevrenizde olup biten her şeyin sizi ruhunuzdaki o sevgisizliğe götürdüğüne inanırsınız. Sevgi açlığınız sizi saldırgan ve öfkeli kılar. Kontrol edemezsiniz.
Siz kendinizi tanımak, kendi ruhunuza dokunmak için yolculuğa çıkmadığınız sürece bu döngü hep devam eder. Siz içinizde hep kocaman bir boşluk, tarif edilemez bir karanlık, huzursuzluk içinde yaşar durursunuz.
Değişim emek ister, zaman alır. Fakat her şeye değer.

11 Kasım 2014 Salı

Sınırlar

Yoga yaparken bazen bedenim o pozun içinde çok rahat olsa bile iç sesim çok panik ve korkmuş halde konuşmaya başlıyor. Şimdi belini kıracaksın, bu hareketi yapamazsın sen, hemen kalk yoksa sakatlanacaksın, hatta öleceksin. Kalbim çok hızlı çarpmaya başlıyor. Her şey çok normal ve çok doğal ilerlerken alışkın olduğum düşünceler virüs gibi doluşuveriyor zihnime. Beni korumak istiyor aslında. Daha önce yapmadığım ve koyduğum sınırlarla asla yapamayacağıma inandığım şeylere karşı savunmaya çalışıyor beni. Konuşan çok tanıdık bu iç sesimi duyuyorum fakat ona bunu yapabileceğimi, korkmadığımı söylüyorum. Herkesin yapabildiğini benim de yapabileceğime inanmasını istiyorum. Kalp atışlarım yavaşlıyor. Ses susuyor ve ben bedenimin içinde biraz daha özgür hissediyorum şimdi kendimi. Yolculuk devam ediyor...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Ortak Hayatlar

Birbirimizden çok farklı olsakta hepimiz benzer korkulara, endişelere sahibiz. Ortak acılarımız, duygularımız, şarkılarımız, gözyaşlarımız, hayallerimiz var. 
kendimizi korumak için, korkularımızla, kaygılarımızla ördüğümüz, olumsuz düşünce ve inançlarımızla tutsak olduğumuz, güvenli sandığımız zindanlarımızda sürdürdüğümüz hayatlar benzer.
Korkular, kırgınlıklar, öfkeler biriktirirken ruhumuzda, eksik olanı ararken dünyamızda, yorgun gözlerimiz karşılaşıyor bir sabah vakti.
Yalnız değilim biliyorum, bu his bana güç veriyor. Birlikte gerçekleştireceğimiz hayallerimiz var, inanıyorum. Ortak kederlerimize gülümsüyorum ve günaydın diyorum sana ve yepyeni güne.

8 Temmuz 2014 Salı

Algı

Ben köpeklerden korkardım. Yürürken karşılaştığımda neden ben derdim, gayet keyifli yürüyüşümü neden karşıma çıkıp, beni korkutarak bozuyorsun, hiç huzur yok zaten bana, kadere bak gibi olumsuz inanç ve düşüncelerle kendimi mutsuz ederdim. Oysa köpek kendi yolculuğunda, kendi dünyasındaydı. Benim farkımda bile değildi. Sadece yaşıyordu kendince. 
Erkek arkadaşım köpeklere bayılır. Yürürken karşılaştığında öyle mutlu olur ki, mutluluğu bulaşıcıdır. Onlarla konuşur, sever, öper. Çok şanslıdır, karşısına gününü güzelleştiren köpekler çıkıyor olması onu çok mutlu eder. 
Algı böyledir.
Hayat algılarımız, bakıç açımız, düşüncelerimizdi

Olumsuz Düşünce Gücü

Otuz yaşında, hayal ettiğim her şeye kavuştum sonunda dedi. İyi bir işim var. Bu iş yerindeki özgürlüğümü seviyorum. Maaşım hayal ettiğimden bile daha iyi. Yalnız yaşamaya başladım. Uzun zamandır istediğim bir şeydi bu. En büyük mucize ise hep hayal ettiğim ilişkiyi yaşamaya başladım. Tam aşka inanmaktan vazgeçmek üzereyken aşk buldu beni. Çok mutluyum. Her şey neredeysr kusursuz hayatımda.
Hayatımın bu kadar yolunda olmasının tadını çıkaramıyorum. Mutluluğumu yaşayamıyorum. Kalbim çok huzursuz. Çok tedirginim. Kötü bir şeyler olacak biliyorum. Bu beni çok korkutuyor. Panik hissi, yoruyor, enerjimi çalıyor. Her şey hayal ettiğimden bile güzelken ben sürekli kabus görüyorum. Savunmasız hissediyorum. Hayatımın bu kadar iyi olmasına alışkın değilim. Bu bilmediğim durumu kontrol edemeyeceğimden çok korkuyorum. Güvensiz hissediyorum kendimi. Her şey elimden alınacak. Bu rüyadan uyanacağım çok yakında biliyorum. Bunun için hazırlanmam gerek, acı çekmek istemiyorum!
Bu benim kaderim. Hayatımda yolunda gitmeyen bir şeyler olmalı. Ancak o zaman ben ve ailem güvende oluruz. Denge, adalet böyle sağlanıyor. Herkesin hayatında yolunda gitmeyen şeyler var. Dünyada acılar var. Ben de bunları yaşamak zorundayım. Güzelliklerin bedelini mutsuz olduğum ilişkilerle öderim ben ve sonunda hep yalnız kalırım. Bunu kabullendim. Bu benim hayatımın gerçeği. Benim öyküm böyle işte.
Şimdi bu ilişkiyi ve işi ardımda bırakıp yürümek istiyorum. Böylece kontrol ben de olacak. Güvende hissedeceğim yine kendimi. Beni çılgına çeviren korkudan kurtulacağım. Kaybedeceğim bir şey kalmayınca huzur bulacağım. Yangın yerine dönecek hayatım ve ben yeniden doğacağım küllerin arasından. Acı çekmek istemiyorum. Kontrolü ele almalıyım hemen. Bu rüyadan uyanıp kendi gerçeğimle yüzleşmeliyim. Yalnızlık benim kaderim!
Böyle yoğun korku duyan kişi ilişkisin bitirmek için elinden geleni yapar. Davranışlarını korku yönlendirir.
İşini kaybedeceğine inandığı için endişeler ve kaygılarla kararlar alır, bu korkular sayesinde beklediği sonu hazırlar.
Korkular, olumsuz düşünce ve inançlar işte böyle şekillendirir hayatımızı, böyle kontrol eder yaşamımızı. Hep beklenen sona götürür bizi ve sahip olduğumuz tek gerçeğin bu olduğuna inanmamıza neden olur. Korkularımızla yarattığımız zindanda tükenir ömrümüz.
Korkulardan arınıp, özgürleştikçe geleceğe güvenle bakabiliriz. Kendimize duyduğumuz sevgi ve özgüveni çoğaltarak hayatta her şeyin en güzelini hak ettiğimize inanırız. Sonsuz seçenek ve sınırsız çözüm var yaşamımızda, bunların farkında olup, hayal ettiğimiz hayatı yaşamayı seçelim geç olmadan

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Korkular ve Yeniden Başlamak

Seansımız başlamadan önce yeşil çaylarımızı yudumlarken haftanın nasıl geçtiğine dair tatlı, samimi sohbetimize başladık. Danışanımın gözleri bugün başka bir mutlulukla ışıl ışıl parlıyordu. Ben de bu ışıltıyla daha da enerjik ve keyifli hissettim kendimi. Bana bir sürprizi olduğunu söyledi. Seans başladığında söyleyecekti. Yüzünde engelleyemediği bir gülümseme 
 seansımız başladı ve iş yerine 2 hafta önce başlayan birinin onu yemeğe davet ettiğini ve yemeğin harika geçtiğini, kalbi duracakmış gibi
bir heyecanla anlatmaya başladı. Tüm detayları anlattıktan sonra gözlerinde daha önce de gördüğüm tanıdık bir '' korku'' ifadesinin nedenini sordum. Her şey öyle harika gelişti ki ... Geçmişte olanlar gibi bozulmasından, yine üzülmekten deli gibi korkuyorum dedi. Üzülmemek için kendini kapattığı küçük dünyadan artık çıkmak istediği için bana gelmişti. Birlikte harika 7 seans yapmıştık. Danışanım yenilenmiş, geçmişiyle yüzleşmiş ve yepyeni gözlerle dünyayı merakla incelemeye ve yaşama tutku duymaya başlamıştı. Şimdi karşısına çıkan bu yeni aşk fırsatı onu çılgınca mutlu etse de çok ürkütmüştü. Geçmişte yaşadığı tüm hayal kırıklıkları da yeniden ortaya çıkıvermişlerdi. Hazır değildi yeniden savaşmaya....

Olumsuz İnançlarımız

Ailesi tarafından öğrencilik yaşamı boyunca hep yetersiz bulunan, başarıları görmezden gelinip, hep daha fazlası beklenen, ailedeki başka çocuklarla sürekli kıyaslanan bir çocuk düşünün.
Bu çocuk başarısız ve yetersiz olduğuna inanarak büyür. Ne kadar uğraşsa da başkaları tarafından başarılı bulunmayacağına, takdir edilmeyeceğine inanır. Bu inanç değişmez doğrusu olur zaman içinde. Bu doğruyla yaşamak hayatın bir döneminde onu çok mutsuz eder, yılgın ve yorgun hissederek yaşam koçu ile çalışmaya başlar. Seanslar sırasında kendisine ait olmayan, çevresi tarafından ona öğretilmiş olan, başarısız ve yetersiz olduğu gibi bilgilerin çocukluktan bilinçaltına yerleştirildiği sonucuna ulaşılır. Bu olumsuz inanç kalıpları; güçlü yönleri, yetenekleri, değerlerinin keşfi ile olumlu inançlarla değiştirilir. Kişi kendini yeniden tanır, olduğu gibi kabul eder ve kendisine şefkatle sarılır. Artık daha mutlu, daha özgür ve daha güçlüdür. 
Bilinçaltımızı temizlememiz gerek. Bilinçaltımız bilgisayar gibi tüm verileri toplar. Bazen yeniden programlanmaya ihtiyaç duyarız.

4 Mart 2014 Salı

Korkularla Vedalaşmak

Birini sevdiğim zaman onu kaybetmekten korkuyorum. Beni terk edip gitmesinden, aldatmasından, onsuz kalmaktan korkuyorum. Sevdikçe hayatımın kontrolünü kaybettiğimi hissediyorum. Kontrolü kaybettikçe korkularım artıyor. Ruhum daralıyor. Boğazım düğümleniyor, kalbim sıkışıyor.
Hayatın en güzel armağanı sevgi, korkularımla bir düşmana dönüşüyor. Yük oluyor sırtımda her gün biraz daha ağırlaşan. Gün geliyor taşıyamayacağımı düşünüyorum bu yükü. Kurtulmak için kaçıyorum sevgimden, korkularımdan kurtulmak için. Oysa korku içimde, en derinlerde benimle yaşamaya devam ediyor.
Hayatımda bir şeyler yolunda gittiğinde, örneğin iyi bir işim, iyi bir maaşım varsa bunları kaybetmekten korkuyorum. Bir sabah uyandığımda her şeyin değişmesinden korkuyorum. Korkular huzursuz ediyor beni, geceleri uykularım kaçıyor. Kabuslar görüyorum. Sevdiklerimi kaybetmekten korkuyorum. Ölümcül hastalıklara yakalanmaktan ölesiye korkuyorum. Ölmekten korkuyorum. Pişman olmaktan korkuyorum. Hayallerimi gerçekleştirememekten korkuyorum.
Korkularımla yüzleşiyorum. Kendime duyduğum sevgi ve sahip olduğum sınırsız gücün farkına vararak, sadece nefes aldığım ''ana'' sımsıkı bağlanmaya çalışarak korkularımdan birer birer kurtulmayı seçiyorum. Ben güçlüyüm. Sevgi doluyum. Şefkatle kendimi kucaklıyorum. Hayatın bana sunacağı her şeyi tüm gerçekliği ile olduğu gibi kabulleniyorum ve korkmuyorum. Korkular beni korumuyor, bana zarar veriyor. Beni huzursuz, mutsuz ediyor. Enerjimi çalıyor. Hayata gülümsüyorum ve korkmuyorum!