1 Nisan 2015 Çarşamba
Sadece gökyüzü, sadece deniz, sadece sen ve ben, sadece sevgi
Bugünlerde geçmişte yaşıyorum. Bir an Kadı Nimet’te oturmuş iştahla balık yiyorken, bir anda Barcelona’nın sokaklarında el ele yürüyoruz, sonra Antalya’nın küçük havaalanının kapılarından Kaş’ın masmavi denizine yürüyoruz. Viyana’da ayaklarımıza kara sular inmişken yorgunluktan tatlı tatlı didişiyoruz. Budapeşte’nin ışıklı köprülerini seyrederken oturduğumuz bankta, hafif çakırkeyif dünyamızı tartışıyoruz belki bininci kez. Kapadokya’da gün aydınlanırken bir balon üzerinde ne kadar sıkışmış olduğumuza gülerken, yine de romantik olmaya çalışıyoruz. Sahilde kanka yürüyüşü yapıp kıkırdarken, evde yemek yapmak yüzünden yine çılgınca kavga ederken buluyoruz kendimizi. Amsterdam’ın masal evlerini izlerken yine dünyaya bakışımızı değerlendiriyoruz hararetle. Bir İspanyol filmi izleyip patlamış mısır yiyoruz. Bozcaada’da beyaz gülün üzerinde şarkılar söyleyerek gezerken adayı, kalbim aşkla, mutlulukla, keyifle çarpıyor. Kavala’da Yunan tavernasında gerçek dünyadan uzak dinlediğimiz şarkılar, yiyemediğimiz o korkunç hamburger, yürüdüğümüz tüm yollar, çıktığımız yolculuklar, öylece yan yana oturduğumuz saatler, birlikte güldüğümüz, ağladığımız her an… Bugün buradan bakıldığında yaşanırken olduğundan çok daha güzel, çok daha anlamlı, çok daha özel… Çıkıp geliyor geçmişten her şey. İşte bugünlerde böyle hayat.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder