1 Ekim 2014 Çarşamba

Uzaklar

Radyo Voyage'ın dinlendirici müzikleri eşliğinde, dünyanın bambaşka yerlerindeki manzara fotoğraflarına bakarken çok uzak hayallere dalıyorum. Başka yaşamları keşfetmenin heyecanı, yolculukların özgürlüğü ve en çok da masmavi denizlere, yemyeşil ormanlara, karlı dağlara eklediğim huzur etkiliyor beni. Hayattan almak istediğim şey huzur, kendimi sevmenin, onaylamanın, gurur duymanın, sevmenin, olduğum gibi kabul etmenin verdiği eşsiz huzur. Uzak ülkelerde, başka yaşamlarda arayıp, kendimde bulduğum... Kendim olmanın, kendimi gerçekleştirmenin huzuru, hafifliği, özgürlüğü...

Yaşamak

Bugün yaşamı olduğu gibi kabul edelim ve kucaklayalım. 
Yaşamanın doğal yansımaları olan gözaltı kırışıklıklarımızı, saçlarımıza düşen akları, ''yerçekimine yenik düşen'' bedenlerimizi sevgiyle kabul edelim. Yaşanmış yılların, tatlı, acı anılarımızın izlerine saygıyla, şefkatle dokunup, teşekkür edelim bizi biz yapan her şeye. Sağlıklı beslenelim, spor yapalım, kendimizi zinde, enerjik hissedelim. Ruhumuzun enerjisini hep taze, genç tutalım. Her gün yenilenelim. Dünyada kaç senedir var olduğumuzu umursamak, kaç yaşında göründüğümüz üzerine düşünmek yerine ne kadar çok değerli anlarımız var, ne kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz, kendimizi ne kadar gerçekleştirdik, kendimize nasıl görünüyoruz aslında, ruhumuz ne kadar yorgun, bedenimizi ne kadar eleştiriyoruz … Bunları düşünelim.
Doğum, yaşam, ölüm döngüsünde her şey geçici, her şey değişiyor. Biz de değişiyoruz. Mevsimlerin değişimi gibi bedenimizin değişimi de doğal olan, sağlıklı olan süreç. Değişimleri sevgiyle kabul edip, hoş geldin diyelim ve şükredelim.

Kendin Ol!

Bütün bu sorumluluklar, yarım bıraktığı işler, iyi gitmeyen ilişkisi, onu anlamayan ailesi, sonu baştan belli kaderi, yüreğine çok ağır geliyordu artık. 
''Çok sıkılıyorum, başka olsun istiyorum hayatım, ben başka olayım, her istediğimi başarmış, tüm hayallerini gerçekleştirmiş biri olarak uyanmak istiyorum yeni güne…
Ne zordu böyle kendinden nefret ederken mutlu olmaya çalışmak. Mutluymuş gibi sahte gülümsemeler, maskeler, yoruyor beni. Enerjim tükendi.
Kaçıncı işim bu. Beni anlamıyorlar, hep haksızlık yapılıyor bana. Sanki herkes düşman bana. Neden herkes gibi mutlu olduğum, iyi para kazandığım bir işim yok benim. Oysa ne çok hayalim vardı. Şimdi elimde sadece başarısızlıklarım… Hayatta hep kaybediyorum.
Başkaları nasıl da seviliyor. Hep bir şeyler eksik ilişkilerimde. Daha çok sevilmek istiyorum ben, çok mu şey istiyorum? Neden beni, benim istediğim gibi, daha çok sevemiyorlar?''
Masmavi denizi izlerken düşlere daldı. Bambaşka bir dünya hayal ediyordu. Yeni güne hiç bilmediği bir şehirde başlamak, bilmediği sokaklarında kaybolmak, hiç tanımadığı insanların olduğu bir yerde yeni bir işe başlamak. Hayatına yeniden başlamayı diledi. Onu burada tutan tüm görünmez zincirlerden kurtulmak istedi.
...
Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek, kendinizle barışmak ve yenilenmek için harika bir gün 

Değişim Zamanı

Bazen yaşadığımız sorunlar içinde boğulduğumuzu, nefes alamadığımızı hissederiz. Bir çıkış yolu bulmaya çabaladıkça daha da yorulur, çözümsüzlükler denizinde kayboluruz.
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak istediğinizde hep aynı yere bakmazsınız öyle değil mi? Sorunlarınızı ortadan kaldırmak için çözüm ararken de hep aynı gözlerle, aynı düşüncelerle, aynı yere bakarsanız, aslında sizin zaten sahip olduğunuz cevapları bulmanız mümkün değil.
Bu durumlarda yapılacak en iyi şey durmak. Durun, derin derin nefes alın. Zihninizi, ruhunuzu sakinleştirin, bedeninizi dinlendirin öncelikle. Zihninizi, bedeninizi şimdiki zamana, ''bu ana'' getirin ve aradığınız çözümün sizde olduğunu, şu an onu bulamıyor olsanız da aradığınız tüm cevapları bildiğinizi söyleyin kendinize. Çözümün kaynağının sizde olduğunu bilmenin özgüveniyle sorular sorun kendinize.Bugüne kadar neler denediniz? Başka neler yapabilirsiniz? Güçlü yönleriniz, sahip olduğunuz potansiyel size nasıl yardımcı olabilir? Bugün yeni bakış açınızla neleri farklı yapabilirsiniz? Sakince gözden geçirin şimdi. Bakalım bugüne kadar hiç görmediğiniz neler keşfedeceksiniz.

15 Eylül 2014 Pazartesi

İlişkiler ve Seçimler

Uzun süreli ilişkiler benim için bilinmez bir alan. Kendimi çok güvensiz, savunmasız hissettiğim, kontrol edemediğim, önümü göremediğim, sık, loş, soğuk bir ormanda yürüyorum sanki. Belirsizliklerle, kaygılar, endişeler, ve güvensizliklerle dolu bu ormanda yolumu bulmaya çalışırken, sevgilimi her geçen gün daha da benimseyip, sevdikçe, kaybetmekten, hazırlıksız, savunmasız yakalanıp hayal kırıklığına uğramaktan, üzülmekten de her an daha da çok korkuyorum. Böyle panik anlarında tüm kabuslarım etrafımı sarıyor. Sıkışıp kalıyorum geçmişten beri taşıdığım olumsuz düşüncelerim ve inanç kalıplarım arasında. Yürümeye zorlasam da kendimi, nafile, ormanın derinliklerinde soluksuz öylece kalıveriyorum. Düşüncelerim ve deneyimlerimle oluşturduğum inançlarım ruhumu esir alıyor. Kulağımda susturamadığım sesler. Ben ona cevap verene kadar hiç durmadan anlatıyor, beni korumak istiyor. Korkmuş çok… Dinliyorum onu şimdi.
‘’Her güzel şey biter. Nasıl olsa bitecek bu ilişki en iyisi sen, şimdi bu bilinmezlikten kurtul. Bir an önce güvenli bölgene, yalnızlığına sarıl. Orada daha huzurlusun biliyorsun, o zaman güç sende oluyor, kimseye ihtiyacın yok senin. Tek başına harika değil misin sen? Yarın seni terk edecek mi, artık eskisi kadar seni sevmiyor mu, bak artık eski heyecan kalmadı, başkasını bulacak sen de biliyorsun, ne kadar sürer ki bu aşk denilen şey, aldatılacaksın yine! Sen de bunu başından beri biliyorsun, artık daha fazla kandırma kendini, hemen hazırla kendini, güçlü ol ve yoluna tek başına devam et. Zaten sen aslında hep yalnız değil misin? Yalnızlığınla buluş, kurtul bu bilinmezlikten. Korkularından kurtulmak için, yeniden özgür kalmak için yarın ne olacağını bilmediğin, seni güçsüz hissettiren bu duygudan kurtul’’
Evet seni duyuyorum. Ruhumu karartan, beni sürekli dibe çeken, kendi düşüncelerimle yarattığım bu karanlığı görüyorum. Bu kabusu yaşıyorum. Bu kabustan uyanmak istiyorum. Ruhumu esir alan, kalbimdeki o derin sevgiyi yaşamama izin vermeyen bu korkulardan kurtulmak istiyorum ben. Yarına güvenmek, bugün güvenli adımlarla sevgiyle yürümeye devam etmek istiyorum. Bilinmezliğe güvenmeyi seçmek istiyorum. Her şeye rağmen yaşamayı seçmek istiyorum ben bugün. Olumsuz düşüncelerimden, beni yoran inançlarımdan kurtulup ışığa doğru yürümek istiyorum ben.
Derin bir nefes alıyorum. Korkularıma rağmen sevmeyi seçiyorum bugün ve vazgeçmeden her gün!

8 Eylül 2014 Pazartesi

Aynada gördüklerin

Hepimiz kendimizi sevmek istiyoruz. 
Kendimizi sevebilmek için farklı yollar seçiyoruz. 
Kimimizin daha güzel görünmeye, zayıflamaya, kilo almaya, yeni kıyafetlere ihtiyacı var. 
Kimimizin daha çok para kazanmaya, daha çok harcamaya, daha çok almaya, daha güçlü ünvanlara ihtiyacı var. 
Kimimizin daha çok sevilmesi, onaylanması, alkışlanması gerek kendini sevebilmek için.
Kendinizi olduğunuz gibi, değiştirmeden sevebilmek için neye ihtiyacınız var hiç düşündünüz mü? Ruhunu, bedenini, aynada gördüğün seni değiştirmeden, eleştirmeden, sadece sevgiyle, şefkatle kucaklamaya ne dersin?

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Ortak Hayatlar

Birbirimizden çok farklı olsakta hepimiz benzer korkulara, endişelere sahibiz. Ortak acılarımız, duygularımız, şarkılarımız, gözyaşlarımız, hayallerimiz var. 
kendimizi korumak için, korkularımızla, kaygılarımızla ördüğümüz, olumsuz düşünce ve inançlarımızla tutsak olduğumuz, güvenli sandığımız zindanlarımızda sürdürdüğümüz hayatlar benzer.
Korkular, kırgınlıklar, öfkeler biriktirirken ruhumuzda, eksik olanı ararken dünyamızda, yorgun gözlerimiz karşılaşıyor bir sabah vakti.
Yalnız değilim biliyorum, bu his bana güç veriyor. Birlikte gerçekleştireceğimiz hayallerimiz var, inanıyorum. Ortak kederlerimize gülümsüyorum ve günaydın diyorum sana ve yepyeni güne.