Yaşamımı hep yolda olmak, yolun tadını çıkarmak, öğrenmek,
öğrendiklerimi anlatmak, yolun sonunu düşünmeden, yaşamın sunduklarını olduğu
gibi kabul etmek olarak tanımlayabilirim. Fakat bu her zaman çok kolay olmuyor.
Endişeler, beklentiler, korkular, kaygılar bazen, yoluma asırlık bir çınar
ağacı gibi devriliveriyor. Bu çınar ağacının önündeyim şimdi. Ağaç, nereye
gidiyorsun diye sordu bana, gözlerini gözlerimden ayırmadan. Şefkatle karışık
korku vardı gözlerinde, belki de gözlerimde… Elimi tuttu. Sıcacık sesiyle
yeniledi sorusunu nereye gidiyorsun Şükran? Yüreğimin derinliklerinde
yankılandı sesi, çok yakın, çok uzak. Soru geleceğime uzanan bir köprü oldu önümde.
Köprü oldukça dardı, tek başıma zorlukla yürüyebilirdim sanırım, yer yer karanlıktı,
ürperdim. Cılız, güvensiz sesim nereye gittiğimi sordu, köprüye bakarak.
Bilmiyorum dedim güçlükle, gülümsemeye çalışarak. Kendine
güvenen, ne istediğini bilen kendimi aradım etrafta. Önümde dar bir köprü ve
yanımda çınar ağacı ve ben öylece duruyoruz. Yürümekten, yolda olmaktan keyif
alıyorum ben dedim. Bu sefer sesim daha güçlü çıkmıştı. Yüreğimle buluşmuştu içimdeki
ses. Yolun bana sunacaklarına güvenmeyi, yaşadığım her şeyin beni daha iyiye
götüren deneyimler olduğuna inanmayı ve yaşamı böyle algılamayı seçiyorum ben uzun
zamandır dedim. Biliyorum hayat planlandığı gibi gitmiyor. Gelecek için
kaygılanmak bir şeyi değiştirmiyor ve benim buna zaten vaktim de yok. Bugünümü
en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum ben.
Ağaç beni dinledi. Bir süre sessizlik oldu. Ben derin derin
nefes alırken, bana peki nereye gitmek istiyorsun bu yoldan diye sordu.
Hayallerimin peşinden gidiyorum sanırım dedim. Bazen bilinçli, bazen bilinçsiz
yürüyorum. Manzaranın tadını çıkarıyorum. Gitmek istediğim bir yer yok. Görmek
istediğim dünyalar var.
36 yaşında olmak nasıl bir durum, bana anlatır mısın dedi.
36 sadece bir rakam diye düşündüğümü sanıyordum aslında.
Hayatta ne kadar zamandır varolduğumun hesabını tutmayı bıraktım galiba. 36
yaşında olmanın 35 olmaktan ya da 32 olmaktan ne farkı var diye sordum kendime.
Evet son yıllarda beden olarak genişlemiştim. Gözaltı kırışıklarım artmıştı. Bu
değişikliklerle kendimi daha güzel hissediyorum aslında. Çünkü iç güzelliğimin önemini
biliyorum artık. Bedenimde olduğu gibi ruhumda, zihnimde de değişimler oldu
elbette. Peki ya anne olmak ister misin diye sordu ağaç birden. Bu soru beni
çok şaşırttı. Bu konuyu ne zaman düşünmüş ve bir karara varmıştım bilmiyorum
ama uzun zamandır anne olmak istemediğimi söylüyordum. Anne olmak istiyorsan çok
az zamanın kaldı. Belki de 36 yaşında olmak bu kararını yeniden gözden geçirmek
demektir. Belki sana bunu hatırlatmak için düşüverdim önüne ne dersin dedi ağaç,
gözleri sevgiyle doluydu… Benimse gözlerimde yaşlar. ‘’Biraz burada oturabilir
miyim, yanında sessizce’’ diye sordum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder