Masamda oturmuş, bir türlü ısınmayan odada, ayaklarım donarken bir yandan kar yağışını izliyor, bir yandan da çalışmaya çalışıyorum.
Bir süre önce biraz daha iş hayatında devam ederek, kazandığım parayı eğitimlerime, seyahatlerime harcamayı seçtiğimden beri; sabahın kör vakitlerinde uyanmak, bütün gün tıkılı kaldığım ofis düzeni gibi şeylerle ilgili sızlanmayı bıraktım. Bu işi seviyorum ve bu işte iyiyim sloganıma sımsıkı sarılmış yaşıyorum. Şimdilik ufak pürüzler haricinde gayet yolunda gidiyor aslında her şey.
Yine de düşündüğümde kalbimi küt küt attıran, yaşam enerjimi kanımda son hız dolaştıran o ''başka dünyanın'' hayalleri gibi olmuyor hiçbir şey. Ben o başka dünya için yaşıyorum bugün. Yaşam amacımı gerçekleştireceğim, yüzümde gururlu bir ifade, kalbimde sonsuz huzurla işte bu beni tanımlayan şey diyeceğim ‘’o anı’’ bekliyorum.
Kendime özgü bir yaşam; bazen bir hedef, bazen de çok uzaklardaki yemyeşil ormanlar, masmavi denizler, güneşli günler ülkesinin hayali.
Hedefime ulaşacağıma inandığımda küçük adımlar belirleyip, kendimden emin fakat yavaşça yürüyorum yolumda. Biliyorum sabır, kararlılık, azim beni ulaştıracak o hep uzak sandığım başka dünyama…
Fakat bu kısacık anlardan geriye kalan zamanlarda zihnim bana diğer insanlardan ne farkın var diye soruyor. Herkes gibi yaşamaya mecbur olduğumu, herkesin başka dünyalar hayal ettiğini, fakat seçeneğimiz olmadığını anlatıyor bana. Beni ikna etmeye çalışıyor. Hüzünlü gözlerle bakıp kaderine razı ol, o çok hayran olduğun, hayal ettiğin hayatları yaşayan insanlar çok şanslı, özel kişiler onlar. Sense çok sıradansın, hayallerine ulaşmak için neye sahipsin? Hadi şöyle bir bak kendine. Kabul et artık, bırak kendini kandırmayı. İyi-kötü seni idare eden bir maaş alarak, sabah 8.00 akşam 18.00 çalışmaya devam edeceksin. Yıllık izinlerinde görmek istediğin uzak ülkelere gitme planları yapacaksın. Haline şükret. Harika bir hayatın var zaten. Daha fazlasını istemek senin tatlı bir hayalin olarak kalacak ve sen bu hayali hep yanında taşımayı seviyorsun sadece. Gerçek olmayacağını sen de biliyorsun!
Masamda oturmuş, ayaklarımı ısıtmaya çalışırken, kurduğum başka dünyanın hayali, kendi koyduğum sınırlarıma çarpıyor yine, paramparça dağılıyor her yere bilmem kaçıncı kez…
Bir süre önce biraz daha iş hayatında devam ederek, kazandığım parayı eğitimlerime, seyahatlerime harcamayı seçtiğimden beri; sabahın kör vakitlerinde uyanmak, bütün gün tıkılı kaldığım ofis düzeni gibi şeylerle ilgili sızlanmayı bıraktım. Bu işi seviyorum ve bu işte iyiyim sloganıma sımsıkı sarılmış yaşıyorum. Şimdilik ufak pürüzler haricinde gayet yolunda gidiyor aslında her şey.
Yine de düşündüğümde kalbimi küt küt attıran, yaşam enerjimi kanımda son hız dolaştıran o ''başka dünyanın'' hayalleri gibi olmuyor hiçbir şey. Ben o başka dünya için yaşıyorum bugün. Yaşam amacımı gerçekleştireceğim, yüzümde gururlu bir ifade, kalbimde sonsuz huzurla işte bu beni tanımlayan şey diyeceğim ‘’o anı’’ bekliyorum.
Kendime özgü bir yaşam; bazen bir hedef, bazen de çok uzaklardaki yemyeşil ormanlar, masmavi denizler, güneşli günler ülkesinin hayali.
Hedefime ulaşacağıma inandığımda küçük adımlar belirleyip, kendimden emin fakat yavaşça yürüyorum yolumda. Biliyorum sabır, kararlılık, azim beni ulaştıracak o hep uzak sandığım başka dünyama…
Fakat bu kısacık anlardan geriye kalan zamanlarda zihnim bana diğer insanlardan ne farkın var diye soruyor. Herkes gibi yaşamaya mecbur olduğumu, herkesin başka dünyalar hayal ettiğini, fakat seçeneğimiz olmadığını anlatıyor bana. Beni ikna etmeye çalışıyor. Hüzünlü gözlerle bakıp kaderine razı ol, o çok hayran olduğun, hayal ettiğin hayatları yaşayan insanlar çok şanslı, özel kişiler onlar. Sense çok sıradansın, hayallerine ulaşmak için neye sahipsin? Hadi şöyle bir bak kendine. Kabul et artık, bırak kendini kandırmayı. İyi-kötü seni idare eden bir maaş alarak, sabah 8.00 akşam 18.00 çalışmaya devam edeceksin. Yıllık izinlerinde görmek istediğin uzak ülkelere gitme planları yapacaksın. Haline şükret. Harika bir hayatın var zaten. Daha fazlasını istemek senin tatlı bir hayalin olarak kalacak ve sen bu hayali hep yanında taşımayı seviyorsun sadece. Gerçek olmayacağını sen de biliyorsun!
Masamda oturmuş, ayaklarımı ısıtmaya çalışırken, kurduğum başka dünyanın hayali, kendi koyduğum sınırlarıma çarpıyor yine, paramparça dağılıyor her yere bilmem kaçıncı kez…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder