Yaşamayı çok istediği için, hayattan keyif aldığı için, sağlıklı beslendiği için, spor yaptığı ve nefes tekniklerini öğrendiği için, ölümden korkmadığı için, aşık olduğu için, en önemlisi sonsuz yaşam tutkusuna sahip olduğu için dokuzyüz yıldır yaşayan bir adamın hikayesini okuyorum. Çok sevdiğim bir söz var. Kaç yaşında olduğunu bilmeseydin kaç yaşında olurdun? Hiç düşündünüz mü? Özellikle Türk toplumunda yaş, insanların kendilerini ve toplumun insanları sınırlaması için güçlü bir neden. Bu yaşta bu giyilir mi, öyle mi davranılır, koskoca adam aşık olmuş hiç utanmıyor, hiç bana yakışır mı bu yaşta böyle kahkaha atmak, ben yaşlıyım, benden geçti gibi bir sürü kalıplar duyuyorum. Koyduğumuz bu sınırlarla çok değerli yaşamımızı hiç düşünmeden harcıyoruz. Kaçımız içimizden geldiği davranıyor, içimizdeki çocuğa sarılıp yaşamı tüm coşkusu ile kucaklıyor? Birbirinin aynı günler, haftalar, aylar, yıllar geçiriyoruz ve çok değerli ömür bitiveriyor. Ne önemi var kaç sene önce doğduğunuzun, neler yaşadınız, neler öğrendiniz, daha neler yaşamayı düşlüyorsunuz... Bunları sorgulayın, yaşlandığınız için endişe etmek yerine hayatı yakalamaya çalışın. Unutun ne zaman doğduğunuzu! Sevin, yenilenin, değişin, farklılıklar yaratın hayatınızda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder